Süper Baba’ya 28 Şubat ayarı

Habertürk Gazetesi’nin haberine göre, ‘Postmodern Darbe’ olarak anılan 28 Şubat döneminde askerler tarafından kurulan Batı Çalışma Grubu’nun “Süper Baba”, “Bizim Aile” ve “Yazlıkçılar” gibi dönemin sevilen televizyon dizilerini “psikolojik harekât” amacıyla kullanmak istediği ortaya çıktı. Ergenekon davasında yargılama başladıktan sonra savcılık tarafından mahkemeye gönderilen ek delil klasörlerinde 28 Şubat’a ilişkin belgeler de yer aldı. Dönemin Genelkurmay 2’nci Başkanı Orgeneral Çevik Bir imzasıyla 27 mayıs 1997’de Genelkurmay Psikolojik Harekât Daire Başkanlığı’na gönderilen Batı Çalışma Grubu eylem Planı’nda “Batı Eylem Planı” kapsamında alınması gereken önlemler anlatılıyor.
Belgede, “Eylem Planı’nda alınacak tedbirler ile bu tedbirleri icra edecek komutanlıklar Başkanlıklar belirtilmiştir. Daha ast makamların temin edecekleri bilgiler ve icra edecekleri faaliyetler, planda görev verilen komutanlıklar/başkanlıklar tarafından ilgi esaslarına göre belirlenecek ve rapor edilecektir. Eylem planına dahil edilmesi uygun görülen faaliyetlerin Batı Kriz masası toplantılarında gündeme alınarak karara bağlanması sağlanacaktır” deniliyor. (Habertürk)
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
‘Canım Ailem’ dizisinin Eda’sı, ‘Aşk ve Devrim’ filminin devrimci Leyla’sı genç oyuncu Deniz Denker yakında yeni bir diziyle ekrana dönüyor.
Konservatuvar eğitiminiz devam ediyor değil mi?
Evet, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvar’ında son sınıftayım.
Bir dizi ve bir filmde oynadınız. Konservatuvarda okurken projede yer almak yasak diye biliyordum?
Evet, yasak. ‘Canım Ailem’de oynadığım için bir yıl sınıfta kaldım.
Yeni bir diziye başlayacağınız zaman okulunuza sormuyor musunuz?
Artık son sınıfa geldiğinizde, bir de çalışmak zorundaysanız sorsanız da pek bir şey değişmiyor. Okulda ne kadar yasak olursa olsun bizim yaşamak için para kazanmaya ihtiyacımız var. Zaten bu yüzden kendi bildiğimizi okumaya devam ediyoruz ya.
Aileniz uzakta mı ki?
Hayır ama ben kendi paramı kazanmak istiyorum. Onlar tabii ki bana destek oluyor ama neticede senelerce hep onlar bana baktı, artık kendi başımın çaresine bakabilmeliyim.
Serüven ‘Canım Ailem’ dizisiyle başladı. Kim keşfetti sizi?
Renda Güner Casting’e sahne göndermişlerdi, gittim sahneyi oynadım. Yani öyle kafede oturuyordum gelip beni gördüler, keşfettiler durumu yok. Her şey çok sistematik gelişti.
Sonra ‘Aşk ve Devrim’ geldi…
Evet, çekimler iki buçuk ay sürdü. Çalışması zor bir filmdi, koşullar zordu. Buna hem hava koşulları hem de çekim yaptığımız yerler dahil. Yüksek bütçeli bir film olmadığı için hep “Tamam arkadaşlar bugün böyle çekiyoruz, yarın farklı olacak” deniyordu. Tam devrimci kafasındaydık yani. Zordu ama ilk sinema filmimde Leyla gibi bir karakteri oynamak güzeldi.
Nasıl anlatırsınız Leyla’yı?
‘Leyla’ için, Vedat Türkali’nin ‘Bir Gün Tek Başına’ romanındaki Günseli karakteriyle paralellik kurdum ve daha çok kitaptan aklımda kalan şeylerle çalıştım. Leyla zor, duygularını hemen hiç belli etmeyen bir kız.
Şu an 22 yaşında olduğunuza göre, 90’larda epey küçüktünüz. O döneme dair filmden önce ne biliyordunuz, filmden sonra ne biliyor olmuştunuz?
Politikayla ilgilenmediğim için, o yılların politik tarafını pek fazla bilmiyordum. Filme başladıktan sonra bir sürü metin okudum ve açıkçası o dönemi daha farklı bir gözle görmeye başladım. Artık Susurluk kazasına bile farklı bakıyorum. Oysa filmden önce 90’lı yıllar benim için Hakan Peker ve Yonca Evcimik’ten ibaretti.
Filmle ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Beklediğimin üstünde iyi tepkiler aldım ve aslında böyle olacağını tahmin etmiyordum. Çok fazla insanın izleyip keyif alacağı bir film değil, azınlık insanın izleyip keyif alacağı bir film ‘Aşk ve Devrim’. Filmden çıktıktan sonra filmi anlatmaya ihtiyaç duymayan insan filmi beğeniyor. Ama filmden çıktıktan sonra bazı şeyleri anlamamışsa filmi beğenmiyor.
“Aşk olmadan devrim olmaz” akılda kalıcı repliklerden biri değil mi?
Evet ve doğru bir laf bence de. Çünkü hem devrim hem aşk inanmakla ilgili.
Bir de karakterler ne çok sigara içiyordu öyle.
Yönetmenimiz Serkan Acar’ın anlattığı kadarıyla o yıllarda çok fazla sigara içiliyormuş. Hatta o kadar fazla içiliyormuş ki devrimci ortamlarda bu durum eleştiri konusuymuş.
Bundan sonra sırada ne var?
Yeni bir diziye başlıyorum. Daha ayrıntıları netleşmedi ama şunu söyleyebilirim, Müjde Ar ve Ayten Gökçer kadrodaki isimlerden ikisi.
İlerisi için nasıl planlarınız var?
Avrupa’ya, özellikle İngiltere’ye gidip master yapayım, bir iki yıl kalıp Workshoplara katılayım diyorum.
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Beatles olmuşuz haberimiz yok!
Leyla ile Mecnun dizisinin ‘Erdal Bakkal’ı Cengiz Bozkurt, özellikle üniversite gençliğinin ilgisi için “Yahu Beatles olmuşuz da haberimiz yok” diyor.
Kulaktan kulağa efsaneleşen TRT’nin Leyla ile Mecnun dizisinin ‘Erdal Bakkal’ını bilmeyen yok da ona can veren Cengiz Bozkurt’u çok iyi tanıdığımızı söyleyemeyiz. Kireçburnu’nda İsmail Abi’nin “Hooop Mecnuuun” diye seslendiği sahilde ekiple yaklaşık 6 saat geçirdim. Çift kelimeyle: “Dondum donduummm”! Hakikaten setleri çok keyifli. Özellikle Ali Atay (Mecnun) bir dakika durmuyor esprisiz. ‘Karadenizliler’in hâkimiyetindeki sette ısınmak için habire cepten horonlar çalınıyor. Dizideki doğaçlamalara güvenerek etrafta epey dolansam da ‘Arkadan geçen adam’ rolünü kapamıyorum!..
Tiyatro ve sinema çevrelerinin çok iyi tandığı Cengiz Bozkurt’u TV izleyicisi de özellikle Parmaklıklar Ardında’ki ‘Gardiyan Ekrem’ karakteriyle öne çıktı Cengiz Bozkurt. 1964 Nevşehir Gülşehir’li ancak kökler Kastamonu İnebolu’ya dayanıyor. 9-15 yaş arası Adapazarı Karasu’da sonrasıysa 90’a kadar Ankara’da geçen hayatın ilk üç perdesi. 90’da başlayan ‘Londra göçü’ ve 2005’ten itibaren nihayet İstanbul… Tek kalemde geçilecek yıllar değil bunlar. ‘Flaşback’ler şart, hele ki ‘Adapazarı bölümü’ne: “13 yaşında siyasete girdim, Adapazarı Karasu’da! Geriye bakınca çok komik geliyor! Çok tuhaf bir şey!” Bu tuhaflığı kısaca ‘Devrimci Yol’la açıklamak yeterli. Tuhaf ama kıymetli bir dönem: “Darbeye kadarki o 2.5 yıl öylesine fırtınalıydı ki bütün hayatıma bedeldi.”
Karasu’da tek devrimci yaşamını yitiriyor o da arkadaşları Kadir Aslan Köseoğlu oluyor; 13 Ocak 1980’de. Ziraat Bankası’nda müdür olan baba, ‘karışıklıklar’dan uzak tutmak için yazın Nevşehir’e gönderiyor. Gelin görün ki… “Ablamın yanına gittim. Ama o dönemde CHP il başkanı öldürüldü. Cenazeye gelen Ecevit’e de ateş açıldı. Karışıklıktan kaçarken en büyük karışıklığa düştük!” Ve darbe… “Abilerimiz ablalarımız bir şey yaparlar herhalde” diye düşünürler ama yapamazlar! ODTÜ Fizik’ten önce Ankara Üniversitesi Matematik’e girer ancak ‘kaza’ra! “Sınavdan bir gün önce çalışmayın, yiyin için gezin derler ya, biz de 5 arkadaş Eymür Gölü’ne gidip yedik içtik. Sonra ben bir arabayla yarışa girdim ve takla attık. Ertesi gün sınava kollar askıda girdik. Tam performans gösteremedik ve ancak matematiğe girdik.”
Fizikçi olma hevesi sönmez, babası banka müfettişi olmasını istese de o ODTÜ Fizik’i kazanır. Ve Orhan Pamuk’a nazire: “Bir gün bir ilan görürdüm ve hayatım değişti. Hazırlıktan sonra 1. sınıfta ‘Tiyatro topluluğuna girmek isteyenler barakalara gelsin’ diye bir ilan gördüm ve başvurdum.” Hasılı ‘tozu yutmuştur’!
‘Marksist tiyatro’ yaptıkları gerekçesiyle rektörlükçe yasaklanınca ‘şehre inerler’: “İlk oyunumuzu Marat-Sade’ı sahneledik.” 2 yıl sonra yasak kalkar fakat bu arada ‘fizik de dağılmıştır’: “Fizik ihmale gelir bölüm değil. Bıraktım. Yine de ODTÜ hayatımın akışını değiştirdi.Tüplü dalış ve kayak sporuna da başladım.” “Küçük burjuva alışkanlıklar” ‘tribime’, kahkahayla mukavemet ediyor. Diğer yanda bir yol ayrımındadır “90’da okuldan atılma aşamasına geldim. Bir yanda da askerlik. O dönem neler yaşandığını da herkes biliyor. Savaşın parçası olmak istemedim ve yurtdışına tekrar eğitim için çıktım. 1993’te Londra Üniversitesi’ne bağlı Goldsmiths Sanat Okulu’na girdim. 6700 kişiden seçilen 50 kişinin arasına girmiştim.” 1993’te askerlik için döndüğünde ülke yine ‘karışık’tır: “Geldiğimin ertesi günü Madımak’taki cenaze törenine gittim. 2 gün sonra da askere…”
Dramalar bizden absürd
Londra’da ise artık kendi ayakları üzerindedir: “Her türlü işi yaptım; garsonluk, pazarcılık, taksi şoförlüğü, bulaşıkçılık… Bunların da oyunculuğuma çok şeyler kattığını düşünürüm.” Siyasetten gelen ‘örgütçülük’ ve ‘dil bilme’nin avantajı Londra’daki göçmenlerin de doğal lideri haline getirir: “Londra’da ağırlıkla Maraş ve Kayseri’den gelen Alevi göçmenler vardı. Birçok sorunlarına yardımcı oluyorduk. Arzuhalciydik bir nevi.”
Fragman tadında bir özel hayat bölümü: “91’de evlendim. Eşim İngilizdi. Bir çocuğumuz oldu. Bir yıl sonra ayrıldık. 20 yaşındaki kızım Londra’da psikoloji okuyor. İkinci eşim 2. kuşak Maraşlılardan…” Londra’da Arcola isimli bir tiyatro kuruyorlar ve İngilizce oyunlar oynamaya başlıyorlar. Kuruculardan Mehmet Ergen ise onu Türkiye’deki piyasaya Kenterler Tiyatrosu’ndan sokuyor ve olay günümüzde kadar geliyor işte…
Şimdi Cengiz Bozkurt’un yerine Erdal Bakkal’ı oyuna alalım: “Gardiyan Ekrem’den sonra çok teklif geldi ama doğru seçim için reddettim. Risk ve kahramanlıktı. Sezonu kaçırdık derken Onur Ünlü’den davet aldım. Okur okumaz ‘Beklediğim bu’ dedim. ‘Senin için küçük bir rol değil mi’ deseler ‘Erdal Bakkal’ı istiyorum’ dedim çünkü kendime güveniyordum.” Erdal Bakkal, yiğidi öldürüp hakkını da veriyor: “Dilin yaratılmasındaki en büyük pay Ali Atay’ındır (Mecnun) Soru eklerini ortaya almalar, düşük cümleler kurmalar; hacılar, hafızlar… Serkan Keskin’in ‘İsmail abi’ karakterini hayranlıkla izliyorum. Keza Yavuz’u oynayan Osman Sonant ve İskender’i oynayan Ahmet Mümtaz Taylan….”
TV’lerdeki dramaların Leyla ile Mecnun’dan daha absürd olduğu suflesini veriyorum: “Biz absürd değiliz vallahi. Kaybedenlerin sesi olduk. Anti-depresan hap; ilaç gibi olduk. Birçok arkadaşımız depresyona girdiğinde bizi tavsiye ediyor. Demek ki insanların acıklı hikâyeler yerine biraz gülmeye de ihtiyacı varmış. Vallahi bizim dramalara göre ayağımız daha fazla yere basıyor.” Hayat bile daha absürd ki buna şahitlik ediyorum: Çekim sırasında bir yaşlı amca Erdal Bakkal’ın yanına gelip “Yahubir kamyon toprağı getirip kaynak suyunun üzerine dökmüşler” diyerek dert yanıyor! “Son TRT payı sahnesi de ‘mantıklı’ değildi. Kovulmak mı istiyorsunuz?” Şen bir kahkahayla alıyor sözü: “Bu bölüm aldı gitti başını. TRT yöneticilerinin de güldükleri duyumunu alıyoruz. TRT bizi kovsun diye yapmadık ama espriler yaptık. Onur’a ‘Eceli gelen köpek ne yaparmış biliyorsun değil mi’ diye söyleyip güldük. Çekerken gülüyorduk ama bir yandan da birbirimize bakıp ‘Ne yapıyoruz biz’ dedik. Ama TRT büyük bir olgunlukla karşıladı. Galiba resim dışardan göründüğü gibi değil.”
‘Erdal Bakkal sallama çay’
“Peki biz bu kazıkçı Erdal Bakkal’ı niye seviyoruz?” “Çünkü çevrenizdeki tanıdık birine benziyor! Ayrıca ben hiç hacı, hafız olaylarına girmeyerek onu farklılaştırmaya gittim. Olan bitenlere şaşıran durumuna geçirdim. Her şey ‘Ya oğlum burası bakkal, çay nereden çıktı’ diye başladı ve yürüdü.” “Erdal Bakkal’ın patentini aldınız mı?” soruma da bir ağız dolusu kahkaha atıyor önce: “Almadık valla. ‘Erdal Bakkal salma çayı’na biri uyansa başta yurtlarda olmak üzere tutar herhalde.” Ama bakkallar onu çok tutmuş: “İnegöl Bakkallar Kooperatifi, yarattığım istihdamdan ötürü bana bir plaket gönderip ironi yapmış.”
Şöhret budalası olacak kadar ‘toy’ değil fakat yine de tadını çıkartıyor. Her şeyin başladığı ODTÜ’de ve Gazi’deki söyleşiler bakın neler söyletiyor: “Alkış, kıyamet. Hani Beatles elemanları salona, stadyuma girince çığlıklar atılır ya bizim de ODTÜ ve Gazi’deki söyleşilerimizde böyle şeyler olunca arkadaşalara ‘Beatles olmuşuz’ esprisini yaptım. Ama tabii öyle değil, Beatles kim, biz kim. Yine de insanların hayatında olumlu değişikliklere karşılık gelmişiz…”
The Independent’a nasıl kapak oldu?
Mayıs 2000’in 1 Mayıs’ında kitlesel gösterilere sahne olmuştu. Bir ara tam teçhizatlı bir sürü polis kitleye saldırırken elimde küçük bir su şişesiyle en önde kalmıştım. Çekilen fotoğraf ertesi gün The Independent’a kapak olmuştu. Sonra da ‘Togo’ adlı bir plastik firmasının reklam fotoğrafı olmuş ama benim haberim yok!
“ÖDP’nin kuruluşuna Londra delegesi olarak katıldım. Seçimde milletvekili adayıydım ama parti seçime girmedi. Alper Taş’ın koltuğuna talip değilim!..”
“İsmail Abi’nin evi yok. O mahalledeki abidir; bozulmamış, arkadaşı için canını veren; kediye de köpeğe de sahip çıkan biri olduğundan herkesin evi onundur…”
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Son Dizisi Fragmanı Yayınlandı
Son dizisi ilk televizyon tanıtımını yayınladı. Tanıtımda korku merak ve heyecan duyguları bir arada yaşanıyor. Her ne kadar izleyicilerin bir kısmından tepki çeksede çok akıllıca olduğunu düşünenlerde az değil. Şimdilik akılda kalıcı sosyal ortamlarda kendine iyi yerler edinebilecek bir tanıtım olarak karşımıza çıkıyor.
Son Dizisi hakkında bilgiler, tanıtım ve oyuncu kadrosu bilgileri yavaş yavaş kamuoyuna açılmaya başladı. Diziyi “Tiyatro Krek”in kurucusu “Berkun Oya” yazmıştır.
Ay yapım tarafından bu sezon içerisinde “Al yazmalım” dışında yeni bir proje olan “SON” ocak ayında seyircisi ile buluşacak. Dizinin ilk sezonu için 25 bölümlük bir anlaşmanın yapıldığı ve bu 25 bölümünde senaryosunun hazır olduğu öğrenilen bilgiler arasında. Dizinin ilk anlaşma yapılan oyuncusu Yiğit Özşener olmuş, daha sonra Erkan Can, Berrak Tüzünataç ve Engin Altan Düzyatan’da diziye dahil olmuştur.
Milliyet’in haberine göre yönetmenliğini Uluç Bayraktar’ın yaptığı dizinin oyuncu ekibine sonradan Nehir Erdoğan ve Aylin Aslım’ın katıldığı öğrenildi. Dizinin konusu aile dramı üzerine kurulmuş.
Dizide Nehir Erdoğan;
Aylin isminde ailesine aşırı düşkün bir iç mimarı canlandırıyor. Annesi ev hanımı babası ise emekli bir albaydır. Tek çocuktur. 1999 yılında bir doğum günü partisinde doktor rolü ile karşımıza çıkan Yiğit Özşener(SELİM) ile karşılaşır. Aşık olurlar birbirlerine ve 2001 yılında dünya evine girerler. 2004 yılında adını Ömer koyacakları bir oğulları doğar. Selim’in geçmişi acı doludur. Annesini, babasını ve ikiz kardeşini trafik kazasında kaybetmiştir.
Dizide Engin Altan Düzyatan;
Dizide fotoğrafçı Alev rolünü oynayan Berrak Tüzünataç’ın mimar eşi Halil rolü ile karşımıza çıkıyor Engin Altan Düzyatan. Halil, Aylin ile birlikte kurdukları ve işlettikleri mimarlık şirketini yönetmekte ayrıca da Aylin’in eşi Selim ile de yakın arkadaşlık ilişkileri vardır.
Dizide Erkan Can;
Engin Altan Düzyatan’ın Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde komiser olan ağabey Ali rolü ile karşımıza geliyor. Komiser Ali’nin son derece mutlu ve mütevazi bir hayatı vardır. Eşi Feride ile sık sık didişse de hayattan zevk almaktadır.
Nehir Erdoğan ile Yiğit Özşener’in evliliğinin aksine Berrak Tüzünataç ile Engin Altan Düzyatan’ın evlilikleri mutsuz ve problemlidir.
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Eleştirmenler Semih Gümüş ve Ömer Türkeş yazarın ilk kitaptan bugüne kadarki edebi serüvenini değerlendirdi. Dizi formatıyla da büyük ilgi gören “Behzat Ç. /Bir Ankara Polisiyesi” adlı serinin yazarı Serbes’in esprili yanıtları ise söyleşiye renk kattı.
Eserlerinde Ankara’yı zemin olarak kullanan Emrah Serbes’e gelen ilk soru, “Neden polisiye ve neden Ankara?” oldu. Serbes soruya, “Ben Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümünde okudum. Öğrenciyken oyun metni yazardık ve benim yazdığım oyunların finalinde hep 8-10 kişi ölürdü. Hoca, ‘Madem bu kadar heveslisin öldürme meselesine, polisiye yaz sen’ dedi. Ben komedi yazmayı istiyordum ama bu fikir daha cezbediciydi. Ankara’da öğrenci olduğumuzdan polisle zaten içli dışlı olmuştuk. Kısacası ben polisle doğal ortamında tanıştım” şeklinde cevap verdi.
“İlk romanda da Behzat Ç., mesleği dahil pek çok özelliği nedeniyle yakınlık duyacağım bir karakter değildi. Ancak ikinci kitapta ve özellikle ekranda bir yandan empati yapabileceğim bir kahraman haline gelirken, öte taraftan şiddeti meşrulaştırır bir yere doğru gidildi. Şiddet, adalet sağlama aracına dönüştü” diyen Türkeş’e, yazardan esprili bir yanıt geldi: “İkinci kitabı yazarken çok çalışıyordum. Melih Gökçek bir hafta suları kesti. Bana böyle bir agresiflik geldi. O sırada ölçüyü kaçırmış olabiliriz.”
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Mahidevran karakteriyle dikkat çeken Nur Fettahoğlu, online alışveriş sitesi markafoni’nin yeni yüzü oldu.
Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı’nın otantik ortamında gerçekleşen ve 60’ların havasını yansıtan çekimlerde ünlü oyuncunun birbirinden şık kıyafetleri büyük bir zarafetle taşıdığı gözlendi.
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Muhteşem Yüzyıl’ın Hürrem Sultan’ı Meryem Uzerli, Marie Claire dergisi için birbirinden iddialı pozlar verdi. Fotoğrafları görenler onu tanımakta güçlük çekti.
Galerimiz 21 Fotoğraftan oluşuyor. Diğer Fotoğrafları görmek için ya Fotoğraf altındaki “SONRAKİ SAYFA” llinkine yada Fotoğrafın üzerine tıklamanız gerekiyor…

SONRAKİ SAYFA>>
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Muhteşem Yüzyıl dizisi yayınlanmaya başladığı ilk günden bu yana eleştiri oklarının hedefi olmuştu.Hürrem karakterini canlandıran Meryem Uzerli’nin dişindeki dolgudan, dev şamdanlara kadar bir çok konu eleştirilmişti. Dizide yapılan hatalara bir yenisi daha eklendi. Sosyal paylaşım sitelerinde hızla yayılan ve dikkatli gözlerden kaçmayan sahne, dizinin 1. sezonuna ait. Kardeşi ile babasını uğurlayan Pargalı İbrahim Paşa’nın göründüğü sahnelerde, yeniçerilerin arkasından siyah renkte bir otomobil geçiyor.
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
MUHTEŞEM Yüzyıl dizindeki ’Sümbül Ağa’ karakteriyle izleyicilerin gönlüne taht kuran Antalya Devlet Tiyatrosu sanatçısı Selim Bayraktar, Antalya’da ultra lüks daire satın aldı.
40 dairelik Comport Palace Rezidans’ta ultra lüks daireyi beğenen Bayraktar, “Hayalimdeki bir yuvaydı” dedi. Uzun zamandır ev almayı düşündüğünü söyleyen Bayraktar, “Artık burası bizim kasrımız olacak. Eşimle Antalya’da birçok yeri dolaştık, ama burası bizi mest etti. Komşularımız da çok iyi. Sanıyorum 4 hafta içinde taşınırız” diye konuştu. Binayı yapan firmanın yönetim kurulu başkanı Hüseyin Samut, Bayraktar’a ellerindeki son lüks daireyi sattıklarını, 180 metrekarelik dairenin akıllı, otomasyon sistemli, parmak iziyle açılan, İtalyan seramiklerin kullanıldığı bir daire olduğunu söyledi.
Samut, “Ancak fiyatı konusunda ünlü sanatçıyla gizlilik anlaşmamız var, fiyatı sormayın” demekle yetindi. Antalya’da birçok rezidans yapan Hüseyin Samut’un ultra lüks dairelerin büyüklüğüne göre fiyatı 300 bin ile 600 bin lira arasında değişiyor
Kerkük doğumlu olan Selim Bayraktar, yaşamını yitiren diktatör Saddam Hüseyin rejiminden 13 yaşında Türkiye’ye kaçmış ve Ankara Devlet Konservatuvarı’nda eğitim görmüştü. Köprü, Bir Bulut Olsam ve son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisindeki ’Sümbül Ağa’ karakteriyle izleyicinin dikkatini çeken sanatçı, Antalya Devlet Tiyatrosu kadrosunda ve ailesiyle Antalya’da yaşıyor.
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Cem Özer’den Sanatçıya Yakışır Bindirme Açıklaması
Cem Özer’in “Gereksiz sorulan soru sorana güzel bir şekilde kapak yapılır” açıklaması…
Cem Özer, geçen yıl aralık ayında boşandığı Nurgül Yeşilçay’ın yönetmen sevgilisi Tolga Karaçelik’le sokakta öpüşürken çekilen görüntüleriyle ilgili olarak ilginç açıklamalar yaptı
Süper Kulüp mikrofonuna konuşan Özer, “Ne yapayım, başkaları gibi gidip kadını bıçaklayayım mı? Biz boşanmışız, demek ki bir şeyler bitmiş ki, boşanmışız. Bir yere gitmişler, oradan sarmaş dolaş çıkmışlar, çıkacaklar tabii… Eğer kavga etselerdi, problem olurdu. Kavga etmiyorlar, ne mutlu… Eğer kavga etselerdi üzülürdüm” dedi.
Özer, Yeşilçay’la evliyken 6 yıl alt komşuları olan Tolga Karaçelik’le ilgili olarak da “Nurgül’ün yanındaki insan gayet efendi, iyi bir insan. Yönetmen, kaliteli ve nitelikli bir insan” diyerek olumlu cümleler sarf etti. 6 yaşındaki oğlu Osman Nejat’ın kardeş isteyip istemediği sorusuna ise Özer, “Nejat kardeş isterse benim için bu saatten sonra geç. Annesi kardeş yapsın artık. Ben yapamayacağım” yanıtını verdi.
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Aile değerlerine zarar veren televizyon programlarına gelen tepkiler Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Bakanlık, medya-okuryazarlığını güçlendirecek ‘Ebeveyn Etik Kurulu’nu oluşturmak için çalışmalar yapıyor.
Şimdi de ‘Ebeveyn Etik Kurulu’ geliyor
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Sivil Toplum Kuruluşları’ndan (STK) oluşturulacak kurulun sınıflandırma yapacağı bir sistemin model alındığını belirtiyor. Şahin, planladıkları projede ekibin, TV programlarının aile yapısına uygunluğuna göre renklerle sınıflandırma yapacağını söylüyor.
Modern ve çağdaş ülkelerde uygulanan bu sistemle halkta sivil bir inisiyatif oluşturulduğunu dile getiren bakan, yapılan sınıflandırmayla aile yapısına zarar veren ve şiddeti normalleştiren yayınların çeşitli ağlarla halka duyurulduğunu kaydediyor.
Zaman gazetesinin haberine göre, TV programlarında sınıflandırmanın dünyada da birçok örneği bulunuyor. Türkiye’de 4 sınıfa ayrılan yayınlar, Avustralya’da 8′e kadar çıkıyor. Ayrıca dünya genelinde her geçen gün TV izleme yaşı düşüyor. Buna göre Türkiye’de program sınıflandırılmasında belirlenen 7 yaş alt sınırı; Ermenistan’da 3, Kanada’da 2′ye kadar iniyor.
En detaylı sınıflandırmayı Avustralya yaparken, Brezilya çizgi filmleri çocuklar için kategorize ediyor. Örneğin ‘Caillou’ adlı çizgi filmi izleyecek yaştaki çocuk, ‘Sponge Bob’u izleyemiyor. ‘The Simpsons’ isimli çizgi filmi izleyebilmesi için ise 12 yaşına gelmesi gerekiyor. Yine bu ülkelerde aile yapısına uygun ve çocukların izleyebileceği yayınlar için saat aralığı uygulaması yapılıyor.
İngiltere’de bu işi yapan OSCOM adlı kuruluş, aile değerlerinden akıllı telefonların çocuklara verdiği zarara kadar birçok konuda denetim yaparak halkı bilgilendiriyor. Almanya’da ise denetleme kurulunda sivil toplum kuruluşları aktif bir şekilde rol alıyor. Amerika’da da ‘Ebeveyn İzleme Kurulu’ adıyla görev yapan ekip, yine programların aileye etkisini ve uygunluğunu denetliyor. Bu kurulun uygun görmediği kanallar, hiçbir şekilde reklam alamıyor.
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN
Türkan Şoray yeni dizi projesiyle yeniden ekranlara dönmeye hazırlanıyor.
Yeşilçam’da ‘sultan’ lakabıyla anılan Türkan Şoray, TRT’de yayınlanacak olan ‘Gümüş Lale’ dizisinde bir Osmanlı sultanını canlandıracak.
Ezel Akay’ın yönetmenliğini yapacağı dizideki rol için önce Demet Akbağ ile görüşülmüştü.
Akbağ’ın ATV’nin ‘İstanbul’un Altınları’ dizisinde rol alması üzerine Akay, Türkan Şoray ile anlaştı.
Dizide Şoray’a Hazım Körmükçü ve Tolga Karel de eşlik edecek.
BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN