Yaşam

Süt Hakkında Bilmek İste(me)diğiniz Her Şey !?

Cuma, Nisan 20th, 2012 | Kadın, Yaşam with Yorum Yok »

Süt Hakkında Bilmek İste(me)diğiniz Her Şey !?

Siz hiç süt içen bir inek veya öküz gördünüz mü? Memeden kesilen hiç bir canlı doğal şartlarda süt ihtiyacı duymaz! Doğada hayvanlar yavrularını sütten kesme kurallarını çok net bir şekilde (hırlayıp azarlayarak, hatta gereğinde yavrusunu döverek) belirliyorlar. Ancak her nedense insanoğlu tüm konularda olduğu gibi beslenme konusunda da doğaya ters düşerek kendini sağlıklı tuttuğunu zannediyor. Üstelik içtiğimiz süt insan/ana sütü değil hatta anne inek sütü bile değil. Suni şartlarla süt üretmesi sağlanan canlılardan sömürülen bu sıvı insan metabolizmasıyla bir çok konuda uyumsuz olan inek sütü; diğer yandan insan yavrusunun normal şartlarda 2 yaş sonuna kadar anne sütü alması gerekliliğini de göz ardı ediyoruz..!

İnsanların süt hakkındaki bilgileri ya tamamen yanlıştır yada bilerek yanıltılmışlardır. Sebebi Dünya ekonomisinde inanılmaz yerinin olması, inek sütünün erişkin insanlar için faydasız hatta zararlı olduğu insanlara açıklanırsa ve süt tüketimi durursa çok büyük ekonomik çöküntülerin yaşanacak olmasıdır.

Sütü üreten hayvan bedeni insan bedeniyle uyumsuz bir yapıya sahiptir. Bir buzağı 18 ay sonra tam bir yetişkin haline gelirken, insan buna 18 yılda ulaşır. Bu bile sütün aslında bizim bedenimize göre farklı olduğunu gösterir.

Sütün içinde kazein diye bir madde vardır ve insan midesi bunun asla tamamını sindiremez. Bir bebek midesi bile ancak %40′ını sindirebilir. Ayrıca süt ince barsakta balgam yapar ve gözenekleri tıkar. Buradaki sindirimi de engeller yani.

Ayrıca sütte yüksek oranda kalsiyum olduğu rivayeti de deneylerle ispatlanmış bir yalandır. Yapılan bazı klinik deneylerde 1500 çocuğun üzerinde yapılan bir araştırmada süt içenlerle içmeyen çocukların arasında kalsiyum bakımından önemli bir farkı olmadığı görülmüştür.

“Doğulular ve Afrikalılar geleneksel olarak, müshil amaçlı kullanımı hariç sütten uzak durmuşlardır. Ama batı dünyasında insanlara hayatları boyunca her gün süt içmeleri söylenir.”

Doğaya baktığımızda, yavruların sütten kesildiği zamana kadar yalnızca sütle beslendiğini görürüz, çünkü sindirim sistemi buna uygun şekilde tasarlanmış. Sütün sindirimini sağlayan laktaz enziminin, ergenliğe geçişle birlikte insan sisteminden kendiliğinden yok olması; yetişkin insanların süte besin olarak kaplanlardan ya da şempanzelerden daha fazla ihtiyacı olmadığını gösteriyor.

İddia şu: Yetişkinlerin vücudu sütü sindirmeye uygun değildir. Bu ne demek? Şu demek: Erişkin yaşta süt, sindirim sistemini bozar. Neden? Çünkü çocuklarda olan fermentler ve enzimler (laktoz, kazein, vs.) yetişkinlerde yeterli miktarlarda yoktur. Bu durumda ne olur? Vücutta gaz birikimi ve yumuşak gaitaya (büyük abdest), karın ağrılarına, şeker hastalığına, kalp ve damar hastalıklarına ve hatta yaşlı kadınlarda şimdiye kadar bilindiğinin aksine kemik erimelerine sebep olur. Süt içende vücutta zararlı fermantasyonlar ve oksidasyonlar (zararlı kimyasal reaksiyonlar) oluşur. Bu de ne demektir? Serbest radikaller demek. Peki serbest radikal ne demek? Çabuk yaşlanma demek! Yani süt bir yaşlanma nedeni.

Süt, çiğ olarak tüketildiğinde tam protein besin olmasına rağmen yağ da içerdiği için kendinden başka bir besinle zor karışır. Buna rağmen günümüzde yetişkinler diğer yiyecekleri devamlı soğuk sütle “yıkarlar”. Süt mideye girdiğinde hemen kesilir ve mevcut başka bir yiyecek varsa kesilmiş süt tanecikleri diğer yiyecek taneciklerinin etrafında pıhtılaşır, onları mide özsularından yalıtırak sindirimi geciktirir, çürüme başlangıcına ortam sağlar. Bu yüzden süt tüketimi ile ilgili ilk ve en önemli kural şudur: “Ya tek başına iç, ya da içme.”

-Pastörize ve homojenize süt dehşeti!

Bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, daha da sindirilemez hâle gelmiştir.

Çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. Canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez.

Şişeyle beslenen bebeklerin yaşadığı karın ağrısı, pişik, solunum rahatsızlıkları, gaz ve diğer rahatsızlıkların da gösterdiği gibi çocuklar bile bu konuda sıkıntı çeker. Enzimlerin eksikliğinin ve hayâtî proteinlerin değişmesinin, sütteki kalsiyumu ve mineral elementleri erittiği de kuşku götürmez.

1930′larda Dr. Francis M. Pottenger, pastörize ve çiğ sütle beslenmenin 900 kedi üzerindeki etkilerine ilişkin 10 yıllık bir çalışma yürüttü. Bir grup yalnızca çiğ süt alırken, diğer grup aynı kaynaktan alınan pastörize sütle beslendi.

Çiğ süt içen grup kuvvet bularak büyüdü, hayatı boyunca sağlıklı, aktif ve canlı kaldı ama pastörize sütle beslenen grup kısa süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı, karaciğer iltihabı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hâle geldi.

Ama Dr. Pottenger’in en çok dikkatini çeken ikinci ve üçüncü nesillere olanlardı.

Pastörize sütle beslenen grubun yavrularının hepsi pastörize sütten kalsiyum emiliminin olmadığını gösteren zayıf ve küçük dişler, kalsiyum eksikliğinin açık ifadesi olan güçsüz kemiklerle doğdular. Çiğ sütle beslenen grubun yavruları ebeveynleri gibi sağlıklı kaldı.

Pastörize sütle beslenen grubun üçüncü kuşak yavrularının birçoğu ölü doğarken, kurtulanlar ise kısırdılar ve üreyemiyorlardı. Çiğ sütle beslenen grup soyunu sürdürürken, pastörize sütle beslenen grupta dördüncü nesil olmadığı için deney bitmek durumunda kaldı.

Eğer bunlar pastörize sütün zararlı etkilerinin yeterli kanıtı değilse, ticârî süt endüstrisinin kabul etmekten tiksindiği, kendi annelerinden alınan pastörize sütle beslenen buzağıların genellikle 6 hafta* içinde öldüğü gerçeğini dikkate alın.

Çiğ sütün lehinde, pastörize sütün aleyinde bulunan bu gibi bilimsel kanıtlara ve yirminci yüzyılın başlarına kadar insan türünün çiğ sütle beslendiği gerçeğine rağmen bugün Amerika’da birkaç eyalet hariç çiğ süt satmak yasal değildir.

Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü uzatmada hiçbir fayda göstermezken; sütü pastörize etmek raf ömrünü uzattığından süt endüstrisi için daha kârlıdır. Dahası, pastörizasyon hepsini olmasa da bazı tehlikeli mikropları öldürerek sıhhî olmayan mandıralardaki hasta ineklerden alınan sütü göreceli olarak “zararsız” hâle getirir ve bu da süt endüstrisinin mâliyetlerini azaltır.

Dr. Pottenger’in pastörize sütle beslenmiş kedilerinin kısırlaşması ve gücünü yitirmesi için yalnızca üç kuşak geçmesi yeterli olmuştur. Amerikalıların ve Avrupalıların neredeyse aynı sayıdaki kuşağı pastörize sütle beslenmiştir. Bugün, kısırlık Amerikan çiftleri için başta gelen sorunlardan biriyken; kalsiyum eksikliği de öyle yayılmıştır ki,
Amerikalı çocukların yüzde doksanı kronik diş çürümesi sorunuyla karşı karşıyadır.

İşin daha kötüsü, şimdilerde kaymağının ayrılmasını önlemek için süt “homojenize” ediliyor. Bu, yağ moleküllerinin sütün geri kalanından ayrılmayacağı noktaya kadar mayalanmasını ve öğütülmesini gerektiriyor. Ama aynı zamanda bu durum, süt yağının küçük parçacıklarının ince bağırsağın duvarından kolayca geçmesine izin vererek, doğal niteliğini kaybetmiş yağ ve kolestrolün vücut tarafından emilme miktarını büyük oranda arttırıyor.

Aslında homojenize sütten, saf kremadan aldığınızdan daha fazla süt yağı alırsınız!

-Besin’mi zehir’mi?!

Kemik erimesi rahatsızlığı olan kadınların pastörize süt ürünleri ile ilgili gerçekleri dikkate almaları gerekir. Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu süt, bu durumu önlemek için yeterince kalsiyum sağlamaz.

Büyük miktarlarda pastörize süt ürünleri tüketen Amerikalı kadınlar, dünyanın en yüksek sayıdaki kemik erimesi vakalarından muzdariptirler.

Örneğin, çiğ lahana; herhangi bir miktar pastörize süt, yoğurt, çiftlik peyniri veya doğal niteliği bozulmuş diğer süt ürünlerinden daha fazla kalsiyum sağlar.

Kuzey Dakota’nın Grand Folks şehrindeki İnsan Araştırma Merkezi’nde yapılan yeni çalışmalar gösteriyor ki, boron elementi kalsiyumun besinlerden emilmesinde ve kemik yapımında kullanılmasında temel bir role sahiptir.

Daha da dikkate değer bir nokta şudur: Yeterli miktarda boron verildiğinde kadınların kanındaki östrojen seviyesi, Batı’da kemik erimesine karşı genel bir geçici önlem olan östrojen yenileme terapisine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırarak, iki katından daha fazla arttı. Boronu nereden bulabiliriz?

Özellikle elma, armut, üzüm, fındık, lahana ve diğer lifli sebzeler gibi kasiyumu da bulduğumuz taze meyve ve sebzelerden. Doğa zaten ihtiyacımız olan hayâtî besin kaynaklarının tümünü birbirini tamamlayan şekilde bolca sağlamıştır ama insan onları öldürene kadar pişirmekte ve işlemekte ısrar eder ve sonra diyetinin neden “işe yaramadığını” düşünür durur.

Yetişkinler harika bir besin olan çiğ sütü temin edemedikleri sürece, günlük diyetlerinde yer alan sütü yeniden gözden geçirmelidirler.

Çocukları “güçlü ve sağlıklı” büyüsünler diye pastörize sütle tıka basa doldurmak düpedüz deliliktir, çünkü en basitinden, onlar içindeki besinleri ayrıştıramazlar.

Aslında, doğal niteliğini yitirmiş süt ürünleri, bağırsakları tabaka tabaka balçık gibi çamurla tıkayarak organik besinlerin emilimine engel olduğundan; erkekler, kadınlar ve çocuklar diyetlerindeki tüm pastörize süt ürünlerini çıkarmalıdırlar.
İnek sütü buzağılar içindir ve bebekler de sütten kesilene kadar anne sütüyle beslenmelidir. Doğa her iki tip sütü ve sindirim sistemini buna göre tasarlamıştır.

-Pastörize süt içen buzağılar ölüyor

Anne ineğin pastörize sütü ile beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü bilimsel olarak belgelenmiştir ki, bu da pastörize inek sütünün buzağı için olduğu gibi, insan için de sağlığa yararlı ve hayat veren bir besin olmadığını gösterir. Buna rağmen, yetişkin insanlar doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu salgıyı hem bebeklerine içirirler hem de kendileri tüketirler. İnek sütü, insan sütünün 4 katı protein ve sadece yarısı kadar karbonhidrat içerir. Pastörizasyon, inek sütünün içinde bulunan yoğun proteinin sindirilmesini sağlayan doğal enzimi yok eder. Böylece; bu fazla süt proteini, bağırsakları çamurla tıkayarak, insanın sindirim yolunda çürür.

Bu çamurun bir kısmı kana sızar. Süt ürünlerinin günlük tüketimleriyle bu kokuşmuş çamur biriktikçe, vücut çamurun bir kısmını deriden (sivilce, leke ile) ve ciğerlerden (nezle ile) dışarı atarken kalanı içeride iltihaplanır, enfeksiyonlara sebep olan mukoz oluşturur, alerjik tepkilere yol açar, eklemleri kalsiyum tortularıyla sertleştirir.

-Süt’ün metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinden bazıları

Kronik astım, alerji, kulak enfeksiyonları ve sivilcenin birçok çeşidi süt ürünlerini diyetten çıkarmakla kolayca iyileştirilebilir.

İnek sütü ürünleri özellikle kadınlar için zararlıdır. Süt kadınların vücudundan dışarı akmalıdır, içeri değil. Pastörize inek sütünün kadınları güçten düşüren etkileri, süt üretimini arttırmak için ineklere enjekte edilen sentetik hormonlarla daha da şiddetlenir. Bu kimyasallar titizlikle dengelenmiş dişi endokrin sistemine çok zarar verir.

Besin ve İyileşme (Food and Healing) adlı kitabında besin terapisti Anne Marie Colbin süt ürünlerinin kadınlar için yarattığı felaketi şöyle açıklar: “Süt, peynir, yoğurt ve dondurma gibi süt ürünlerinin tüketimiyle; yumurtalık tümörünü ve kistlerini, vajinal akıntıları ve enfeksiyonları da kapsayan dişi üreme sistemindeki çeşitli hastalıklar kuvvetle bağlantılıdır.

Bu bağlantının, süt ürünlerinin tüketimine son verdiklerinde problemlerin azaldığını veya yok olduğunu bildiren tanıdığım sayısız kadın tarafından defalarca doğrulandığını görüyorum. Lifli tümörlerin geçtiğini veya dağıldığını, rahim kanserinin durduğunu, adet düzensizliklerinin düzeldiğini duyuyorum. Kısırlık bile bu yaklaşımla birkaç örnekte ortadan kalkmış görünüyor.” Birçok kadın ve erkek, doktorları iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylediği için süt ürünleri tüketiyor. Bu bâtıl bir tavsiyedir.

Doğrudur, 100 gramında 33 gram kalsiyum bulunan insan sütü ile karşılaştırıldığında, inek sütü her 100 gramında 118 mg kalsiyum içerir. Ama ayrıca, inek sütü 100 gramında insan sütünde 18 mg bulunan fosfordan 97 mg içerir. Fosfor, sindirim yolunda kalsiyum ile birleşir ve aslında kalsiyumun emilimini önler.

New York Devlet Üniversitesi tıp merkezinin pediatri bölüm başkanı Dr. Frank Oski şöyle diyor: “Yalnızca Kalsiyum-Fosfor oranı 2-1 olan besinler temel kalsiyum kaynağı olarak kullanılmalıdır. İnsan sütünün oranı 2.35′e 1, inek sütününki yalnızca 1.27′ye 1. İnek sütü ayrıca 100 gramında 16 mg sodyum içeren insan sütü ile karşılaştırıldığında 50 mg sodyum içerir, yani süt ürünleri muhtemelen modern batı dünyası diyetinin en yaygın aşırı sodyum kaynaklarından biridir.”

Bununla beraber, inek sütü daha iyi sindirilen ve sağlığa yararlı olan diğer besinler kadar iyi bir kalsiyum deposu değildir.
100 gramında 118 mg kalsiyum bulunan inek sütünü bazı besinlerin 100 gramı ile karşılaştırın:
Badem (254 mg),
brokoli (130 mg),
kıvırcık lahana (187 mg),
susam tohumu (1,160 mg),
bir tür su yosunu olan kelp (1,093 mg)
ve sardalya balığı (400mg).

-Kemik erimesi (osteoporoz) ve süt:

Süt tüketimi kemik erimesi için bir tedavi olarak doktorlar tarafından tavsiye ediliyor ama gerçeğin tümüyle farklı olduğu söyleniyor. En son görüşlere göre ağızdan kireç (kalsiyum) alımı ile kemik erimesi önlenemez. Kirecin vücuda girişi değil vücut tarafından alınımı önemli. Bunu da mümkün kılan ve hızlandıran Calcitonin ve Provitamin D denen hormonlar. Kilolarla kireç yesek belki zehirleniriz, böbreklerimizde taşlar oluşur, kalbimiz düzensiz atar ama kemiklerimizde fazla bir düzelme olmaz. Günlük gıdalarımızla sebze ve meyvelerden aldığımız kalsiyum yeterlidir. (Brokoli mesela) Esas olan kirecin vücuda girmesini sağlayan hormonlardır. Düzenli beslenmenin yanı sıra kemiklerdeki kan dolaşımını arttırıcı spor ve masajlar daha faydalıdır.

Harvard Üniversitesinde 75.000 kadın hastada 12 sene süre ile yapılan bir araştırmada (Feskanich D, Willet C, Stampfer MJ, Golditz GA. ” Milk, dietary calcium and bone fractures in women; a 12 year prospective study “. American Journal of Public Health) kemik kırıklarında ve kemik erimesinde bir azalma görülmemiş. Hatta fazla kalsiyum alanlarda daha fazla kemik kırıkları meydana geldiği gözlenmiş. Tıpta ki en son görüş şu: Sodyumlu gıdaları (sofra tuzu, gazozlu içecekler ve bazı maden suları, sucuk-sosis gibi konserve et ve diğer konserve gıdalar) ve et mamullerini azaltırsanız, bol sebze, yoğurt, peynir ve meyve yer iseniz, günlük kalsiyum ihtiyacınızı salata ve taze yeşil sebzelerden, meyve ve sebze sularından elde ederseniz kemikleriniz erimeyecek ve kırılmayacaktır.

Kemik erimesine gelirsek, bunun daha çok beslenmedeki kalsiyum eksikliğinden değil, özelikle şeker gibi kemiklerden ve dişlerden kalsiyumu süzen beslenme etkenlerinden kaynaklandığını görürüz. Şeker, et, rafine nişasta ve alkolün tümü, kanda sürekli bir asit ortamı yaratır ve asidik kanın kemiklerden kalsiyumu çözdüğü bilinir.

Osteoporozu düzeltmek için en iyi yol, yukarıda belirtilen süt ürünü haricindeki kalsiyumca zengin besinleri tüketirken aynı zamanda kemiklerden kalsiyum çalan asit arttırıcıları diyetten çıkarmaktır. 3 mg boron minerali takviyesinin de kemiklerin kalsiyumu emmesine ve tutmasına yardım ettiği görülür.

-Kalp-damar hastalıkları ve süt:

Süt kalp krizlerini ve damar sertliği riskini arttırdığı da iddia ediliyor. Neden? Çünkü süt ve süt mamulleri (tereyağı, peynir ve yoğurt) yüksek miktarda kolesterol ve yağ içerirler. Bu da damarların kireçlenmesine ve kalp hastalıklarına yol açar. Süt, çok fazla miktarlarda içilirse kanser riskini de arttırdığı söyleniyor. İçerdiği ettiği çok kuvvetli proteinler nedeni ile meme, bağırsak ve prostat kanseriyle ilişkili bulunuyor. Meme ve prostat kanseri hastalarının kanında yüksek dozda bir büyüme hormonu olan (IGF-1) çok fazla olarak mevcuttur. Bu hormon aynı zamanda sütte de çok fazla miktarlarda mevcuttur. (Daha çok süt versin diye ineğe verilen rBGH hormonu yüzünden. Avrupa’da yasak, Türkiye’deki durumu bilmiyorum) Bazı doktorlar bu büyüme hormonun kansere zemin hazırlayabileceğini öne sürüyor. Çok süt içenlerin de kanında bu hormona fazlaca rastlanmakta.

-MS, kireçlenme,aizheimer

Multiple Skleroz (MS) nedenlerinden biri olarak alınan yüksek proteinler, dolayısıyla inek sütü düşünülmekte. Sütte bulunan aşırı D vitamini kirecin hücre dışı yerleşmesini hızlandırıp vücutta kireçlenmelere sebep olduğu da biliniyor. D vitamini ayrıca vücutta alüminyum birikmesine dolayısıyla Alzheimer hastalığına neden olmakta.

Peynir ve yoğurtta fermantasyon vücut dışında olduğu için fazla bir zarar söz konusu değil çünkü laktatiar artık parçalanmıştır ama yine de yüksek protein ve yağların fazla tüketimini sağlığa pek o kadar yararlı değil. Tavsiye edilen yağ miktarı % 30′u geçmeyen peynir ve % 3,5′i geçmeyen yoğurtları fazla olmamak kaydı ile tüketmek. Ayrıca piyasaya yeni çıkmaya başlayan laktozsuz sütler de bir yere kadar çare olabilir. ”

-Süt alerji nedenidir

Sürekli gazdan, yorgunluktan veya baş ağrısından mı şikayetçisiniz? Veya depresif misiniz? Belki de nedeni süt alerjisidir. İnsanlar farkında değil ama süt alerjisi en fazla görülen alerji tiplerinden. Belirtileri hafif bir mide-barsak şikayeti ya da gaz birikimi olabileceği gibi, astıma kadar varan solunum sistemi şikayetleri de olabilir. Egzama ve ciltte kızarıklıklar, uzun süren burun akıntıları ve sinüzit iltihapları, ağız ve burun içinde kapanmayan yaralar, migren ve migrene benzer baş ağrıları, eklem ağrıları ve hatta DEPRESYONLAR süte ve süt mamullerine karşı reaksiyonlar olarak sayılıyor. Süt içenlerin yorgunluk hissetmeleri laktatların bağışıklık sisteminin düzenini bozmalarından kaynaklanır. Peynir ve yoğurtta laktat fermente olduğundan (parçalandığından) süt gibi zararlı değildirler.

“Geleneksel Çin tıbbı açısından bakarsak, süt bir çeşit “cinsel öz”dür. İnsan türünün başka bir türün cinsel özünü içmesi özellikle kadınlar için sadece hastalığa yol açar, çünkü içerdiği hormonlar insanın endokrin sisteminin hassas dengesini bozar.”

Eğer süt ürünleri içmekte ısrarlıysanız, en iyi tercihiniz insan sütünün besinsel karışımına ve dengesine yaklaşan “keçi sütü” olmalıdır. İnek sütünden yapılmış yegane tehlikesiz ürünler sindirilebilen bir yağ olan taze tereyağı, laktobakteri tarafından sizin için önceden sindirilmiş taze mayalanmış yoğurttur. Ama bunlar bile mâkul ölçülerde ve mümkünse çiğ, pastörize olmayan sütten yapılmış olmalıdır.

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Bir Resim Bin kelimeye bedeldir ……

Pazartesi, Mart 19th, 2012 | Galeri, Yaşam with Yorum Yok »

Bir tabloda anlatmak istediklerini sınırlı ölçüde de olsa anlatma imkanın vardır. Ancak bir fotoğrafta bunu prtaya koyabilmek için doğru anı yakalamak zorundasın. Bunun için doğru anda doğru yerde olmalısın.

Galerimize buyrun,

1. Umut.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (1) Fotoğrafçı – Zilvinas Valeika.

2. Kedi Evi.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (2) 3. Extreme.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (3) Red Bull Illume 2010 sürümünde en iyi fotoğraflardan birisi.

4. Sürpriz.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (4) Küçük çocuk Noel Babaya soracak “Iraktan Babamı Getirirmisin” diye. Dileğinin gerçek olacağını bilmiyor …

5.. Gaziler .

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (5) Fotoğrafçı – Roma Balaev.

6. 1.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (6)

7. Sadık dost.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (7) 8. Rus ormanı.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (8) Bu fotoğraf 365 gün aynı yerden çekilerek birleştirildi..

9. Zamanın geçişi.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (9)

10. Komşular.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (10)

11. Çatıda.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (11) Fotoğrafçı – Julia Kurbatova.

12. Funk.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (12) 13. İsa korur.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (13)

14. Bana beş ver.  

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (14)

15. Japonya

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (15)

16. ??

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (16)

17. Galibiyet mücadelesi.  

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (17)

18. Çavuş, eşi ve doğmamış çocuğu.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (18)

19. Anne.  

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (19)

20. Sperm balinası.  

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (20)

21. Geleceğin sanatçısı.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (21)

12. Veda.  

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (22)

23. Heves korkutucu olduğunda.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (23) Kuzey Kore çocuk korosu fotoğrafları. Çalışkanlık ve disiplin – kesinlikle iyidir, Ama bu durum  çocuklar için biraz ürkütücü.

24. Büyükannenin bakımı.  

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (24)

25. Ku-ku.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (25) 26. 2012 yılında.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (26) 27. Sen kimsin?

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (27)

28. Edinburgh hayvanat bahçesi yolunda Panda.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (28)

29. Titanic filminin çekimleri.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (29) 30. Biz bunu seviyoruz.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (30)

31. Aşkın Yaşı

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (31) Belgrad’da 8 Mart kutlaması.

32. Sigara -

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (32) 33. Arkadaşım.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (33)

34. Dev sekoyaların Ormanı.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (34)   35. En iyi arkadaşım Köpek.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (35) 36. Hayatın sonu.

Pictures of Moments Tell More than Thousand Words. (36)

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

2011 yılının en etkileyici kareleri

Pazar, Mart 18th, 2012 | Galeri, Yaşam with Yorum Yok »

2011 yılının en etkileyici kareleri
Maaelsef galeride yer alan fotoğrafların çoğu acının kareleri.

Galeri 45 fotoğraftan oluşmaktadır. Sayfanın tam olarak yüklenmesi zaman alabilir.












































BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Gözlerini Açabilirsin

Perşembe, Mart 15th, 2012 | Yaşam with Yorum Yok »

Gözlerini Açabilirsin

Fotoğraf ingilizce blokların birinde denk geldi. Şov amaçlı, hayvanların eğitim kisvesi altında işkenceyi aratmayacak şekilde davranış uygulamasına tamamen karşıyım. Bu nereden çıktı diyebilirsiniz.

Fotoğrafın çekildiği yer hakkında herhangi bir bilgim yok ancak gösteri hayvanlarının bulunduğu bir alana benziyor arka plan. Elindeki balıklarla şirinlik yapan baltada sanırım eğitmeni.

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Cenetin Dünyaya Yansıması Phuket Adası

Perşembe, Mart 15th, 2012 | Dünya, Galeri, Yaşam with Yorum Yok »

Phuket, Tayland’ın en büyük adası, deniz-güneş-kum tatilinin yanısıra renkli doğu kültürünü en güzel yaşayabileceğiniz yerler arasında bulunuyor.

NEREDE? Phuket, Tayland’a ait 50′den fazla ada ve adacığın en büyük ve en önemli adası.

NASIL GİRİLİR? Türk vatandaşlar için vize istenmeyen Phuket’e Singapur ya da Bangkok aktarmalı uçuş var. Ya da Dakar aktarmalı Bangkok uçuşunun ardından Phuket’e iç hat uçuşuyla ulaşabilirsiniz.

Phuket gezisi sırasında Leonardo Di Caprio’nun oynadığı ünlü Kumsal filmine de mekanı olan Phi Phi Adası da görebileceğiniz yerler arasında.

UÇAK VE KONAKLAMA MALİYETİ NE KADAR? Phuket’e paket programlarla kişi başı 5 gece konaklamanın uçak dahil fiyatı yaklaşık 1200-1500 euro.

NE ZAMAN GİDİLİR? Tropik muson iklimine sahip ada yıl boyu sıcak. Ancak Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim arası en sıcak zamanları. Eylül-Ekim aynı zamanda en nemli ayları. Tatil için en iyi zaman kuzeydoğudan gelen muson rüzgarlarının etkisinde olduğu Kasım-Mart arası. Nem çok yok, serin esintiler rahatlık sağlar. Ortalama sıcaklık 24ºC-32ºC’dir. En sıcak ilkbahar aylarında sıcaklık 27ºC-36ºC arasında değişiyor.

500 kilometre uzunluğundaki uçsuz bucaksız kumsalları görenleri büyülüyor.

Ada, golf sahaları, gece hayatı ve Thai masajı ile ünlü.

Adamızın Resimleri;

(Sanki ada bizim Bana ne oluyorsa)











BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

‘Ruh esi’ olayı Yalan!

Salı, Mart 6th, 2012 | Genel, Yaşam with Yorum Yok »

‘Ruh eşi’ olayı Yalan!

Romantik filmler, aşk romanları bizi hep herkesin bir “ruh eşi” olduğuna inandırır. Psikolog Cirillo gerçekte durumun farklı olduğunu düşünüyor

ABD’li psikolog Jean Cirillo “iVillage” sitesine verdiği röporatjında ideal sevgiliyi bekleyenlerin taliplerini kaçırdığını belirtti. Cirillo sözlerine şöyle devam etti: “Ruh eşi” miti insanların hayatlarının sonuna kadar beraber olacakları “diğer yarıları”nın dünyanın bir yerinde yaşadığına inanmasıyla ortaya çıktı. Bu inanç da Noel Baba efsanesi gibi gerçek hayatta yer bulmuyor. Bu fikre saplanıp kalanlar hayatta gerçek ilişki fırsatlarını kaçırıyorlar.”

İlişki yaşayan iki kişinin birbirileri hakkında bilmedikleri bazı şeyler olmasının ilişkiye heyecan katacağını belirten Cirillo şunları söyledi: “Herşeyinizin bire bir aynı olduğu bir partnerle yaşanacak ilişki tutkuya açık değildir.”(ntvmsnbc)

[retweet]

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Erkeklerin en fazla söylediği 9 yalan

Perşembe, Aralık 15th, 2011 | Genel, Kadın, Yaşam with Yorum Yok »

Hangi erkek “Beş dakika sonra evdeyim” demiyor, daha barda içkisini yudumlamaya yeni başladığı saatlerde… İşte söylenen klasik yalanlar…
“Seni arayacağım” Aslında söylemek istediği: “Seni arayabilirim” Erkeklerin en sık başvurdukları yalanlardan biridir. Eğer sizi aramayacaksa bunu açıkça söyleyerek sizi kırmak istemediğindendir aslında bu cümleyi sarf etmesinin nedeni. Hanımlar, öyleyse telefon başında daha fazla nöbet tutmayı bırakın ve hayatınızı yaşayın! “Arayacağım” dedikten sonraki birkaç gün içinde telefonunuz çalmadıysa, beklediğiniz arama hiçbir zaman gerçekleşmeyecek demektir.

“Seni arayacağım” Aslında söylemek istediği: “Seni arayabilirim” Erkeklerin en sık başvurdukları yalanlardan biridir. Eğer sizi aramayacaksa bunu açıkça söyleyerek sizi kırmak istemediğindendir aslında bu cümleyi sarf etmesinin nedeni. Hanımlar, öyleyse telefon başında daha fazla nöbet tutmayı bırakın ve hayatınızı yaşayın! “Arayacağım” dedikten sonraki birkaç gün içinde telefonunuz çalmadıysa, beklediğiniz arama hiçbir zaman gerçekleşmeyecek demektir.

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Cennete Gitmeyi Garantileyen 74 Yaşındaki Vahap Dede Artık Prestij Mücadelesi Veriyor

Salı, Aralık 13th, 2011 | Türkiye, Yaşam with Yorum Yok »

Yeni başlattıkları uygulamayla, her hafta huzurevlerindeki kimsesiz yaşlılara moral gezileri düzenleyen İzmirli yerel basın mensuplarının bu hafta ziyaret ettikleri isim, Özel İzmir Narlıca Huzurevi sakinlerinden Vahap Tekinsoy (74) oldu. Sohbet esnasında, yaptığı hesaplamalara göre artık cenneti garantilediğini ifade eden Vahap Dede, bundan sonra artık sadece prestij sevapları için yaşayacağını açıkladı. Şu saatten sonra çok büyük bir hata yapmadığı takdirde huzur içinde cennete intikal edeceğini ifade eden yaşlı kurt, “Her şeye rağmen aynı ciddiyetle yaşamaya devam edicem, rehavete kapılmak yok…” sözleriyle de hayat disiplininden kopmayacağının sinyallerini verdi.

Sevenlerine müjdeyi verdi

Tam 16 senedir kaldığı Narlıca Huzurevi’nde sempatik hareketleriyle arkadaşlarının gözdesi olan Vahap Tekinsoy, dün İzmirli yerel basın mensuplarının ziyaretiyle oldukça keyifli dakikalar geçirdi. Konuşmalarında cennete gitmeye kesin gözüyle baktığını vurgulayan ve ailesi ile sevenlerine artık bu müjdeyi verme zamanının geldiğini söyleyen Tekinsoy, “Her ne kadar burada bulunduğum süre içerisinde işlerinin yoğunluğundan dolayı yanıma gelememiş de olsalar, bu haberi alınca müthiş sevineceklerini düşünmek yanlış olmaz” derken, muhabirlere bir süre (yaklaşık iki saat boyunca) yakınlarının fotoğraflarını gösterdi.

“Günaha girmeye tahammülüm yok”

İlerleyen yaşı sebebiyle ailesindeki kişileri hatırlamakta zorlanan ve haklarında çelişkili ifadelerde bulunan Vahap Tekinsoy, daha sonra tekrar cennete gitme yolunda yakaladığı büyük avantaja değindi. Bugüne kadar kararlı bir biçimde öbür dünya için çalıştığının ve cennete gitmesinin bunun doğal sonucu olduğunun altını çizen Vahap Tekinsoy, muhabirlerin gülüşmeleri arasında açıklamalarını sürdürdü.

Ölü toprağı atılıyor

Toplumda son yıllarda yaratılan “Biz yapamayız, biz beceremeyiz” anlayışının artık tarihin tozlu sayfalarında kaldığını ifade eden başarılı yaşlı, “Efendim böyle bir şey yok, sistemli ve planlı bir çalışmayla Türk insanın da neler başarabileceğini herkes görecek.” derken, halen ilk günkü heyecanını kaybetmediğini, günde 5 vakit büyük bir ciddiyetle namaz kılmak dahil tüm ibadetlerini eksiksiz sürdürdüğünü vurguladı.

“Bu işlerde biliyosunuz son seneler en kritik zamanlardır, bu senelerde yapılan basit dikkatsizliklerle, şahsi hatalarla cehenneme giden çok arkadaşımızı gördük.” diyen Tekinsoy, cennete böylesine yaklaşmışken herhangi bir günaha girmeye tahammülü olmadığını ifade ederken, “Hayat disiplininden kopmadan, sanki hiçbir şeyi garantilememiş gibi devam edicem. Artı şu saatten sonra alacağım sevaplar, ilerde aile puanını çok etkiliyor. Sadece kişisel olarak düşünmemek lazım…” sözleriyle de, kendi açtığı bu yolu takip edecek olanlara önemli tavsiyelerde bulunmayı ihmal etmedi.

“Zirvede bırakmak istiyorum”

Yaşı ve tecrübesi gereği artık sevap almak kadar sevap aldırmaya da ağırlık vereceğini sözlerine ekleyen emektar yaşlı, vakti geldiğinde bayrağı gençlere bırakmak istediğini kaydetti. En büyük hayalinin zirvedeyken ebediyete intikal etmek olduğunu, ancak bunu kendisinin yapması halinde sert yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını söyleyen Tekinsoy, “Bu konuda siz basın mensuplarının veya eli ayağı tutan, şırınga kullanmasını bilen, azcık vicdanı kalmış herhangi birinin yardımlarını dualarımla kabul ederim. Lütfen bitirin şu işi, bi Allah’ın kulu yok mu ya…” sözleri esnasında bakıcıların müdahalesiyle karşılaştı.

Tekinsoy’un bakıcılara mukavemet göstermesiyle dinlenme salonunda çıkan arbede, huzurevi yetkililerinin gelmesinin ardından büyümeden önlenirken, Müdür Yardımcısı Doç.Dr.Şevket Eybatur’un muhabirlerin sorularını yanıtladığı sırada bir hayli öfkeli olduğu gözlerden kaçmadı. “Ya bunları bize sormadan etmeden röportaja almayın, konuşacak halde olanı var olmayanı var. Hayır işliycem diye kafanıza göre iş yapıyorsunuz… Yürü amca sen de.” ifadelerini kullanan Eybatur, basın mensuplarından da huzurevini terk etmelerini rica etti.

Medyaya huzurevi yasağı kapıda

Son olarak, Vahap Tekinsoy’un sakinleştirici iğne kullanılarak odasında uyutulduğu öğrenilirken, huzurevi yönetiminin bundan sonrası için içeri basın mensubu alınmaması yönünde mahkeme kararı çıkarttıracağı da gelen bilgiler arasında.

zaytung

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

McCartney’den üçüncü ‘evet’

Pazartesi, Eylül 19th, 2011 | Yaşam with Yorum Yok »

McCartney'den üçüncü 'evet'

McCartney ile nişanlısının evlenmek için seçtiği Londra’daki Marylebone Belediye Binası, McCartney’in kanserden kaybettiği ilk eşi Linda Eastman’la 1969 yılında evlendiği yer olması açısından önem taşıyor. The Beatles’ın bir diğer üyesi Ringo Starr ve İngiliz rock grubu Oasis’in solisti Liam Gallagher da düğünleri için aynı mekanı seçmişti. İngiliz yetkililer, çiftin 30 Eylül’den itibaren istedikleri tarihte evlenebileceğini belirtti.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Polanski’ye onur ödülü

Pazartesi, Eylül 19th, 2011 | Yaşam with Yorum Yok »

Polanski'ye onur ödülü

Ünlü yönetmen, 2009’ta film festivali için geldiği Zürih’te 1978’te çıkarılan gözaltı kararı yüzünden tutuklanmıştı. ABD yönetimi, Fransa ve Polonya vatandaşlığı bulunan yönetmenin iadesini İsviçre’den resmen talep etmişti. 2010’da İsviçre Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklama ile Polanski’nin önce 4,5 milyon dolar kefaletle koşullu serbest bırakıldığı, ardından da İsviçre’de ev hapsinde tutulacağı ifade edilmişti. 

Polanski iki yıl ev hapsinde kaldıktan sonra “Ulusal çıkarlar” nedeniyle ABD’ye iade edilmemişti.Yönetmen şimdi iki sene önce alamadığı ödülüne kavuşmak için Zürih Film Festivali’nin konuğu olacak. “Polanski’yi ağırlamaktan gurur duyacağız” diyen festival direktörü Karl Spoerri ve Nadja Schildknecht yönetmenin sinema sanatına olan büyük etkisine işaret etti.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Büyümeyen erkeklere kreş

Pazartesi, Eylül 19th, 2011 | Yaşam with Yorum Yok »

Büyümeyen erkeklere kreş

İçinde langırt, video oyunları ve bedava sosisli sandviç bulunan alana, çocukların bırakıldığı “smaland”e itafen “manland” (erkek dünyası) adı takıldı. Manland’de bırakılan erkeklerin unutulmaması için, Smaland’e çocuklarını bırakan velilere verilen ikaz aletleri de mevcut. Bir satış görevlisi, “Babalar günü süresince kadınları homurdanan kocalarından kurtarmak için kurduğumuz alanı dört gün süreyle test edeceğiz. Fikre hem kadın hem de erkeklerin bayılacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu. ‘Manland’de, çocuk alanlarından farklı olarak top havuzu ve gözetmenler olmayacağı dikkat çekti.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Başımıza uydu düşebilir!

Pazartesi, Eylül 19th, 2011 | Yaşam with Yorum Yok »

Başımıza uydu düşebilir!

6 tonluk eski uyduyu yakından izleyen NASA uzmanları, uydunun 23 Eylül veya bir gün sonra atmosfere girmesinin beklendiğini belirttiler.

NASA’da görevli bilim insanları, uydunun Dünya’ya yaklaşırken 26 parçaya bölüneceğini hesapladılar. Bunların birine çarpması olasılığı ise sadece 3 bin 200’de 1 oranında bulunuyor.
Dünya’ya düşecek en büyük parçanın yaklaşık 170 kilo olacağını belirten uzmanlar, yarın bununla ilgili yeni bilgiler vereceklerini açıkladılar. Hesaplamalara göre, Antarktika hariç tüm kıtalara uydu parçalarının düşmesi olasılığını bulunuyor.
Şimdiye kadar hiçbir insana uzaydan düşen bir uydu parçası isabet etmedi. (aa)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN