Dior’dan yapışkanlı eyeliner

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Dior makyaj sanatçıları tarafından hazırlanan kadife dövmeler ile muhteşem sonuçlar alacaksınız. Setin içinde mat siyah, Swarovski kristalli ve gri eyeliner bulunuyor.

Bu ayarlanabilir stickerlar rahat ve kolay uygulanır. Ustalıkla tasarlanmış olduğundan her göz şekline uygundur.

Sticker eyelinerları $59′a Dior mağazalarında bulabilirsiniz.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Dudak koruyucu kreminizi kendiniz yapın

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Dudak koruyucu kreminizi kendiniz yapın

Malzemeler:

5 ml balmumu
15 damla kakao yağı
15 damla buğday tohumu yağı
15 damla badem yağı
3 damla lavanta yağı

Lavanta hariç bütün malzemeleri bir kaba koyun. Kabı, içi su dolu bir tencerenin ortasına yerleştirip karışım eriyene kadar ateşte karıştırın (benmari usulü). Balmumu eriyene kadar bekleyin. Bütün karışım eridikten sonra soğumasını bekleyin ve lavanta yağını ekleyin. Küçük bir kavanoza çökmesi için bekletin.

Eğer bitmiş bir ruj veya dudak koruyucu kabınız var ise karışım donmadan içine doldurun. Dudak koruyucu kreminiz hazır.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Çağla Şıkel’in inanılmaz güzellik sırrı

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with 1 Yorum

Boyalardaki kimyasallardan korunmak için saçlarını külle boyadığını belirten Şıkel, “Külle saçlarımı yıkadıktan sonra yemyeşil oluyor, durulayınca parlak bir renge dönüyor” dedi.Güzel oyuncu cildinin genç görünmesi içinse argan yağı kullandığını söyledi. Argan yağı Fas’ta yetişen bir ağacın meyvesini yiyen keçilerin dışkısındaki çekirdeklerin ögütülmesiyle elde ediliyor.

HT MAGAZİN / ZAFER AKBAŞ

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Yeni annelere bebek bakımı önerileri

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Yeni annelere bebek bakımı önerileri

Bu süreci rahat şekilde atlatma yolunun bebek bakımı konusunda bilinçlenmek olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aşkın Güra Nemlioğlu, yenidoğan bebek bakımı ile ilgili önemli ipuçları verdi. “Kafatasındaki şekil bozukluklarını önemsemeyin” diyen Dr. Nemlioğlu, yeni annelere şu önerilerde bulunuyor: “Bebekler, kafatası kemikleri henüz tam gelişmeden dünyaya gelir Bu yüzden bebek doğum kanalına girdiğinde sıkışmaya veya vakumla çekilmeye bağlı olarak kafatasında şekil bozuklukları görülebilir. Zamanla, beyin büyüdükçe kemikler de beynin şeklini alır ve kafatasındaki şekil bozuklukları ortadan kalkar.

‘TERİ KOKMASIN’ DİYE TUZLAMAK ÖLÜME GÖTÜREBİLİR

Bebek doğduğundan itibaren 1 hafta veya 10 gün içinde görülen döküntülerin çoğu fizyolojiktir. Bazı bebeklerde morluk veya akne benzeri oluşumlar görülebilir. Bu sorunların çoğu tedavi gerektirmez. Tedavi için kullanılan birçok madde bu tür cilt problemlerinin daha da artmasına neden olur. Örneğin; bebeklerin cildine yapılan en yanlış uygulama, teri kokmasın diye yapılan tuzlamadır. Bebeğin cildi hassas olduğundan tuz vücutta emilmekte ve bu durum ölüme kadar gidebilen sonuçlar doğurabilmektedir.

DÜZENLİ KİLO ARTIŞI BEBEĞİN DOYDUĞUNUN GÖSTERGESİ

Bebeğin doyduğunu anlayabilmenin en iyi yolu, düzenli kilo artışının gözlenmesidir. 2-3 saat uyku uyuyan, düzenli kaka yapan çocuk doymuş demektir. Emzirme sırasında emme ve yutma işlemlerinde, bebeğin hal ve hareketleri de doyduğuna dair ipuçları verebilir. Bebekler dümdüz yatırdıklarında sütün fazlasını gaz ile birlikte çıkartabilir, bazen fazla miktarlarda da kusabilirler. Bebek düzenli kilo aldığı sürece, bu durum bir sorun teşkil etmez. Kusmaması için bebek 30-40 derece eğimle yatırılmalıdır. Bu uygulama, yer çekiminin etkisi ile sütün midede kalması için yapılır.

FÖN MAKİNESİ BEBEĞİN GAZ ÇIKARMASINA YARDIMCI OLABİLİR

Bebeklerin gaz çıkarmadaki sıkıntısı, sindirim sisteminin bazı öğelerinin olgunlaşmasında gecikmeden kaynaklanmaktadır. Bu süreçte sabır çok önemlidir. Piyasada satılan gaz sorununu gideren ilaçlar bebekler için önerilmemektedir. Bebek emzirilirken devamlı meme değiştirmek sakıncalıdır. Bir meme boşaltılmadan diğer memeye geçilmemelidir. Çünkü birini boşalttıktan sonra diğerine geçmesi doyduğunu hissetmesini sağlayacaktır. Fön makinesi sesi bebeğin gaz çıkarmasına yardımcı olabilir.

ÇOCUK BAKIMI İLE İLGİLİ İPUÇLARI

• Annenin eli sürekli temiz olmalıdır.
• Kulak temizliğinde kulak çöpü kullanılmamalıdır. Sadece kulak kemerini pamuk yardımı ile silmek yeterli olacaktır. Gözlerinde bulunan çapaklar, kaynatılmış su yardımı ile temizlenebilir. Doğduğu günden itibaren bebeğin tırnakları düz, batık oluşmayacak şekilde kesilebilir ve kenarları hafif törpülenebilir. Ağız özel bir temizlik gerektirmez; çünkü tükürük bezlerinin temizleyici bir etkisi vardır. Fakat pamukçuk gibi bir madde görüldüğünde karbonatlı su ile yıkanabilir.
• Burun tıkanıkları için aspiratör kullanımı zararlıdır. Aspiratör negatif basınç uyguladığı için burun mukozası daha da şişip, tıkanabilir. Küçük poşetlerde satılan tuzlu sular birer damla damlatmak, hem temizlik hem nem hem de burun tıkanıklığını gidermek açısından yeterli olacaktır.
• Cilt temizliği banyo ile yapılır. Bebek bir gün duru su, bir gün şampuan ile her gün yıkanabilir. Şampuan seçerken PH nötr olan ve içerisinde kozmetik ürün olmayanlar tercih edilmelidir.

BEBEK İLK GÜNDEN İTİBAREN DIŞARI ÇIKARILABİLİR

• Alt temizliği kızlarda suya batırılan pamuklarla veya sadece su içeren ıslak mendillerle, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Kullanılan mendil veya pamuklar alkol içermemelidir. Erkek çocuklarda ise; sünnet derisi geriye çekilmemelidir. Bu uygulama ile deri çatlayıp, iltihap kapabilir.
• Bebeğin kıyafetlerinin pamuklu ürünlerden seçilmesi önerilip, kullanmadan önce sıcak suyla yıkanıp ütülenmesi sağlanmalıdır.
• Genellikle göbek kordonu, doğumdan sonra 10 gün içinde düşer. Göbek bağı düşmeden önce su ile temas ettirilmemelidir. Bu bölgenin kuru tutulmasına özen gösterilmeli ve doktorun önereceği alkollü bir antiseptikle sabah akşam pansuman yapılması gereklidir.
• Bebek doğduğu günden itibaren dışarı çıkartılabilir. Ancak kalabalık ortamlarda bulunmamasında fayda vardır. Sürekli dışarıda olmak bebeğin bakımının ihmal edilmesine neden olabilir.
• Yenidoğanda ateş, morarma ve nefes kesilmesi acil bir durumdur. Ateş yüksek ise vakit kaybetmeden hastaneye başvurmak gerekir.

ntvmsnbc

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Bebekleri hangi pozisyonda uyutmalı

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Bebekleri hangi pozisyonda uyutmalı

Amerikalı pediatristler, bebeklerin uykuda ölümlerinin engellenmesi için ebeveynleriyle aynı odada, sert, kaymayan yatak üzerinde ve sırtüstü uyutulmaları gerektiğini açıkladı.

KORUYUCU MİNDER BİLE BULUNDURULMAMALI

Yaklaşık 60 bin pediatristin üyesi olduğu ABD Pediatri Akademisi (AAP), 1992 yılında ani bebek ölümlerinin önlenmesi için bebeklerin yüzüstü uyutulmamaları gerektiğini duyurmuştu. Akademinin yayımladığı yeni raporda, bebekleri yan yatırmanın da güvenli olmadığı ve sürekli sırtüstü uyutulmaları gerektiği vurgulandı. Raporda, bebeklerin uyanma zamanlarının da gözetimde olması önerildi. Raporda ayrıca, güvenli bir uyku ortamı yaratılması için yumuşak objelerin, gevşek yatak takımlarının ve hatta koruyucu minder ya da yastıkların yatakta bulundurulmaması tavsiye edildi.

Bebeklerin rutin uyku zamanlarını, bebek arabası ya da araç koltuğu gibi oturur pozisyonda oldukları yerlerde geçirmemeleri gerektiği de raporda yer aldı. Son yıllarda bebeklerde uykuda ölüm oranlarının yükselmesi üzerine, AAP’nin bebek bakımı konusundaki tavsileri, ebeveynlere, sağlık çalışanlarına ve bebek bakımı yapanlara rehber olması için yayımlanıyor. Bir yaşa kadar olan bebekler için hazırlanan öneriler arasında, hamile kadınların doğum öncesi sağlık kontrolleri ile anne ve bebekler için sigarasız ortamın önemine de işaret edildi.

AA

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Brüksel usulü waffle

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Brüksel usulü waffle

Malzemeler

2 yumurta
250 gr un
100 gr tereyağı (eritilmiş)
20 gr taze maya
250 ml ılık süt
250 ml ılık su
2 paket vanilin
4 yemek kaşığı şeker
1 tutam tuz

Üstünü süslemek için

Çırpılmış krema ve frambuaz
(çilek, muz, nutella, çikolata, fındık, ceviz, ne isterseniz olabilir..)

Yapilisi

Bir kaba unu, vanilini ve şekeri alin. Ilık suda mayayi çözdürün ve unlu karışımın ortasına dökün. Sonrasinda ılık sütü ve düşük ısıda yanmadan eritilmiş tereyağınıda ekleyin. Yumurtalarin beyazlarını ayırın, sarılarını karışıma ekleyin, hic un topağı kalmayana kadar yüksek devirde karıştırın. Yumurta beyazlarını başka bir kapta köpük köpük olana kadar çırpın ve diğer hamur karışımına ekleyin, kaşıkla yavaşça karıştırın. En son tuzu katıp karıştırdıktan sonra üstünü örtün, bir saat kadar mayalanması için bekleyin. Bekleme süresinin sonunda boza kivaminda bir hamur olacak.

Waffle makinanızı iyice ısıtın. Erken dökerseniz hamuru, hamur makinaya yapisir ve birbirinden ayrilir. O yüzden ısı çok önemli. Benim makina icin her bir hazneye birer kepce dokmek yeterli oldu hamurdan. Siz de kendi makinanıza göre miktarı ayarlamalısınız. Yaklaşık 3 dakika kadar piştikten sonra, hafif soğumasını bekleyip isteğe göre süsleyip servis edebilirsiniz.

anneminmutfakokusu.blogspot.com

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Tayt ve çoraplarınızı düzenleyin

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Tayt ve çoraplarınızı düzenleyin

KADINVEKADIN.net/DIŞ HABER

Çoğunlukla kutuların veya çekmecelerin içine sıkıştırdığımız tayt ve çoraplarımızı daha düzenli hale getirmenin ucuz ve pratik bir yolu. 

Plastik askılara bağlayacağınız çoraplarınız hem daha düzenli duracak hem de kaçma tehlikesi olmayacak.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

5 dakikalık egzersizlerle daha sıkı kalçalar

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

5 dakikalık egzersizlerle daha sıkı  kalçalar

Vücudumuzun en büyük kas grubunu kalça kasları oluşturuyor. Ancak kalçalarımızın genişlemesinden tek başına sorumlu değiller!

Örneğin; bu bölgede yoğun miktarda yağ dokusu yer alıyor ve kan dolaşımı yeterli düzeyde sağlanamıyor. Tüm bu olumsuzluklara ek olarak, uzun süre hareket etmeden oturmamız da kalçalarımızın formunu kaybetmesine yol açıyor. Moralinizi bozmayın. Çünkü vücudumuzdaki pek çok kas bölgesinin aksine kalça kasları kolaylıkla çalıştırılabiliyor. 5 dakikalık egzersiz programımız, hızla sonuca ulaşmanızı sağlıyor. Programı nasıl uygulayacağınıza gelince; egzersizleri haftada üç kez, adım adım yapın ve önerilerimizi dikkate alın.

KALÇALARINIZI ÇALIŞTIRIN

1-Boynunuzu düz tutun
Yüzüstü yere uzanın, alnınızı zemine dayayın. Ayaklarınızın üstü de zemine bitişik olmalı. Her iki elinizi poponuzun üzerine yerleştirin. Önce popo kaslarınızı gerin. Ardından parmaklarınızla kaslarınızın nasıl çalıştığını kontrol edin. Bu pozisyonda 5 saniye kalın, gevşeyin. Egzersizi 10 kez tekrarlayın.

2-Kaslarınızı gerin
Yine yüzüstü yere uzanın, alnınızı zemine dayayın. Bu kez parmak uçlarınızı zemine yaslayın. Poponuzu yaklaşık 5 santim yukarı kaldırın. Bu pozisyonda 5′e kadar saydıktan sonra gevşeyin. Egzersizi 5 kez tekrar edin.

3-Ayaklarınızı yukarı uzatın
Yüzüstü yere uzanın. Ellerinizi alnınızda birleştirin. Bacaklarınızı dizinizden 90 derecelik açıyla kırın. Sol bacağınızı tavana doğru kaldırın. Bu sırada uyluğunuzun üst bölgesini zeminden yaklaşık 5 santim yukarı kaldırın. Egzersizi, her bacağınız için 10 kez tekrarlayın.

OTURUŞ POZİSYONU

1-Dirseklerinizi arkaya doğru gerin
Yere oturun. Bacaklarınızı, parmak uçlarınız tavana bakacak şekilde dizlerinizden kırın. Ellerinizi ensenizde birleştirin. Popo kaslarınızı 15 kez hızla gerin ve gevşetin. Kısa bir mola verin. Ardından egzersizi 20 kez tekrar edin.

2-Karnınızı gerin
Ellerinizi öne doğru uzatın. Bir bacağınızı yukarı kaldırın, yaklaşık 5 santim öne doğru itin, diğer bacağınızla hareketi destekleyin. Egzersizi 10 kez öne, 10 kez de arkaya doğru uygulayın.

3-Kambur durmayın
Yerde oturmaya devam edin. Kollarınızı yukarı kaldırın, bacaklarınızı da uzatın. Değişimli olarak poponuzun sağ ve sol tarafını gerin. Egzersizi 10 kez uygulayın.

KALDIRMA EGZERSİZİ

1-Vücudunuz düz bir çizgi oluşturmalı
Yere sırtüstü uzanın. Sol bacağınızı gerin, sağ bacağınızı da 90 derecelik açı oluşturacak şekilde dizinizden kırın. Poponuzu zeminden yaklaşık 10 santim yüksekliğinde kaldırın. Sol bacağınızı gergin halde sağ dizinizin yüksekliğine kadar kaldırın ve yeniden zemine indirin. Egzersizi her iki bacağınız için 10 kez tekrarlayın.

2-Kalçalarınızı yukarıda tutun
Yine yere sırtüstü uzanın. Sağ bacağınızı 90 derecelik açı oluşturacak şekilde bükün. Sol bacağınızı da dizinizden kırarak göğsünüze doğru yaklaştırın. Bacağınızı yeniden uzatın. Egzersizi her bacağınız için 10 kez uygulayın.

3-Parmaklarınızı vücudunuza yaklaştırın
Yerde sırtüstü uzanmaya devam edin. Yine sağ bacağınızı 90 derecelik açı oluşturacak şekilde dizinizden kırın. Sol bacağınızı gergin halde dışa doğru çevirin ve yeniden eski pozisyonuna getirin. Egzersizi her bacağınız için 10 kez tekrar edin.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Evliliğin geleceği ilk gecenin sabahında belli oluyor

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Evliliğin geleceği ilk gecenin sabahında belli oluyor

İlk gecede çiftlere birbirlerini tanımalarını tavsiye eden uzmanlar, mutlu bir cinselliği eşler arasında uyum, diyalog ve uzun bir ön sevişmeye bağlıyor.

Düğün mevsimin başladığı bugünlerde yeni bir hayata ilk adımını atan genç çiftler için en önemli gece olan ilk gecede yapılan hatalar, çiftlerin cinsel hayatını ve dolayısı ile evliliği kabusa çevirebiliyor. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) mutlu evlilikte ilk gecenin önemini vurguluyor. Bir evliliğin geleceğinin ilk gecenin sabahında belli olduğunu ifade eden CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, ilk gece için hem kadının hem de erkeğin aklını kurcalayan bazı sıkıntılar olduğunu, kadın için ilk ilişkide çok ağrı duymak, çok kanama olması ya da hiç kanama olmaması, bekaretin ispatlanması gibi endişeler mevcutken, erkekte ise en sık ereksiyon olamama, eşi tatmin edememe ve penis boyuyla ilgili endişelerin ön planda olduğunu söylüyor. Oysa bu korku ve beklentiler hurafe dediğimiz cinsel mitlerin ötesinde değil. Yerleşmiş olan bu yanlış inanış ve tutumları değiştirmek ve çiftleri rahatlatmak ise oldukça zor olabiliyor.

KORKU, SUÇLULUK DUYGUSUNA YOL AÇAR

Cinsel bilgi düzeylerinin yetersizliği ve cinsel mit dediğimiz hurafelerin yoğunluğu, ilk geceyi ve cinselliği hayatın en büyük sorunu haline getirebildiği gibi, cinselliği aceleye getirerek bir an önce yaşanılıp bitmesi gereken büyük bir soruna dönüştürebiliyor. Bilgisizlikle ve korku ile yaşanılan ilk cinsel deneyim, çiftlerin birbirlerine olan sevgi ve saygılarını yitirmelerine ve suçluluk duygusu ile birbirlerinden uzaklaşmalarına ve sonuç olarak da eşler arasında tamiri zor durumlara yol açabiliyor.

İLK GECE SEKS İÇİN UYGUN DEĞİL

Düğün gecesi, cinsel ilişki özgürlüğünün resmen kazanıldığı ilk gece olmakla birlikte, aslında aynı zamanda da cinsel ilişki için en uygunsuz gece. Uzmanlar, cinselliği ilk kez yaşayacak çiftlere ilk gecelerinde birbirlerini ve bedenlerini tanımaya odaklanmalarını öneriyor. İlk gecelerinde mükemmel bir cinsellik beklemelerinin yanlış olduğu gibi, her yeni başlanılan iş gibi, evlilik ve cinsellikte uyumun sağlanabilmesi için zaman, emek ve çaba harcanması gerekiyor.

MUTLULUĞUN ANAHTARI ÖN SEVİŞMEDE

Çiftin cinsellikle ilgili konuşmaları ve cinsel olarak nelerden hoşlanıp hoşlanmadıklarını birbirlerine açıkça anlatmaları gerekiyor. Sağlıklı cinsel yaşam için beden kadar ruhun da hoşnut olmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, çiftlerin birbirlerine çekinmeden nelerden hoşlanıp hoşlanmadıklarını anlatmaları ve ön sevişmeye gereken önemi vermeleri gerektiğini söylüyor.

ORGAZM OLAMAMAK BAŞARISIZLIK DEĞİL

İyi seksin zaman alacağını belirten uzmanlar, ilk kez seks denemesinde uyum sorunu yaşamanın normal olduğunu belirtiyorlar. Cinsel uyumu yakalamak için birkaç deneme gerekebiliyor. Çiftin ilk denemelerde orgazm olamamalarının da çok büyütülmemesi gerekiyor. İlk gece en önemli konu aslında, çiftin birlikte iyi vakit geçirmesi. Yani ilk denemede orgazm yaşanmaması sekste başarısız olunduğu ya da frijit anlamına gelmiyor. Bu durum, seksin daha basit yönlerine daha çok vakit ayırmak gerektiği anlamına geliyor. Uzmanlar, orgazmda zorluk yaşandığında, seksin penetrasyon olmayan bölümüne geri dönülmesi, öpme, ön sevişme ve genel olarak iyi vakit geçirme faslına odaklanılması ve ardından sekse geri dönülmesi gerektiğini ekliyor.

Bilgisizlik ve korku ile yaşanılan ilk cinsel deneyim, çiftlerin birbirlerine olan sevgi ve saygılarını yitirmelerine ve suçluluk duygusuna yol açabiliyor.

DÜĞÜN KADAR İLK GECEYE DE HAZIRLANILMALI

Evliliğin temelini oluşturan sevgi, saygı ve güven duyguları ile birlikte önemli bir unsur olan cinselliklerini yaşayamamanın iki insanı zaman içinde birbirinden uzaklaştıracağına dikkat çeken Psikolog Serap Güngör ise mutlu bir evlilik için çiftin sağlıklı seks yaşamları kadar, birbiriyle uyumlarının, birbirlerinin beklenti ve isteklerine saygı duyma tutumlarının da önemine dikkat çekiyor. Evlilik öncesi yoğun bir hazırlık maratonuna giren çiftlere gelinlik, ev seçimi, düğün davetiyesi, çeyiz yerleşimi gibi işlere ayıracakları zaman kadar cinsellik ve birbirlerini tanıma ve uyum sağlamaya da zaman ayırmalarını tavsiye ediliyor.

“ROTANIZ AŞK OLSUN”

“Evlilik; aşk ve mutluluk gemisine binen iki insanın o geminin kaptanlığını birlikte üstlenmesidir” diyen CİSED Genel Sekreteri Psikolog Serap Güngör; evlilik gemisini idare eden çiftlerin rotalarının daima aşk, mutluluk ve huzur olması gerektiğini söylüyor. Bunun için bir rehbere ihtiyaç duyulacağını ekleyen Güngör, çiftlere gerekli gördükleri zaman bir uzmandan yardım alma konusunda çekingen kalmamalarını da tavsiye ediyor ve “Deniz feneri olmadan geminin limana yaklaşması çoğu zaman tehlikelidir” diyor.

CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe;
“Çift birbirini yeterince tanır, ilk gece ile ilgili gerçekçi beklentilere sahip olur ve sadece o ana odaklanıp sevişmenin tadını çıkarırsa, keyifli ve sorunsuz bir ilk ilişki yaşayacaktır. Bu nedenle ilk gece ile ilgili abartılı beklentiler yerine daha gerçekçi beklentiler oluşturmak önemlidir.”

SEÇİL KILIÇ
Seninle Dergisi Temmuz 2011 Sayısı

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Yaz sonrası cilde yerleşen lekelerden kurtulabilirsiniz

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Yaz sonrası cilde yerleşen lekelerden kurtulabilirsiniz

 Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Güçlüer Nacar, lekelerin, hidrokinon, kojik asit, askorbik asit, soyucu nitelikteki meyve asitleri ve retinoik asit gibi renk açıcı preparatlar kullanılarak tedavi edilebileceğini belirtti.

İstanbul Medipol Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Güçlüer Nacar, sıcak yaz günlerinde yoğun UV ışınlarına maruz kalanların derilerinde kuruma, kabalaşma,  kırışıklıklar ve en önemlisi bazı istenmeyen lekeler oluştuğunu söyledi.  Cilt lekelerinin he kadın hem de erkeklerde rastlanan en yaygın rahatsızlıklardan biri olduğunu belirten Dr. Hülya Güçlüer Nacar, “Özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde güneşlenenlerde, güneşle kızaran fakat bronzlaşamayan beyaz tenli, açık renk gözlü kişilerde, buğday tenli lekelenmeye müsait cildi olanlarda çeşitli güneş lekelerinin oluşması çok kolaydır” dedi.

Bronz bir tenin ardından oluşan güneş lekelerinin özellikle bayanları rahatsız ettiğini vurgulayan Dr. Hülya Güçlüer Nacar, şöyle devam etti: “Bu durum bayanların Sonbahar- Kış döneminde dermatoloğa başvurmalarına neden olmaktadır. Lekeler, kişinin estetiğini olumsuz yönde etkileyerek cilt kalitesini düşürmektedir. Bu nedenledir ki her geçen gün lekelerin giderilmesiyle ilgili yeni kremler, lazer uygulamaları tedavide denenmektedir. Oysa güneşe bağlı lekelerin önlenmesi, lekelerin tedavisinden çok daha kolaydır.”

Dr. Hülya Güçlüer Nacar, lekelerin daha çok yanak, alın ve çenede görüldüğünü belirterek,  yaz aylarında maruz kalınan UV ışınları sonucu deride oluşan değişik lekeleri şöyle sıraladı:

Çiller: ‘Efelid’ olarak adlandırılan çiller, özellikle yüze yerleşen küçük kahverengi lekelerdir. Kalıtsaldırlar. Direk güneş ışınlarıyla oluşmazlar, fakat çoğunlukla açık tenli kişilerde UV ışınlarıyla koyulaşıp ve belirginleşirler. Güneşe çıkmayarak ya da yüksek faktörlü güneş koruyucular kullanarak çillerin belirginleşmesinin önüne geçilebilinir.

Solar Lentigolar: Güneş gören alanlarda çillerden daha büyük ve kışın gerilemeyen hatta zamanla büyüyen ve rengi koyulaşabilen lekelerdir. Karaciğer lekeleri de denmektedir. Solar lentigolar, güneş hasarı oluşabilecek beyaz tenli, zor bronzlaşan, kolay kızaran cilt tiplerinde ve orta yaş üzerinde daha sık görülmektedir. Lekeler güneşte uzun süre kalan kişilerde ani yanmalar, soyulmalar ve kızarmaların tekrarı sonucunda yıllar içinde ortaya çıkarlar.

Melazma: Çeşitli sebeplerle fotosensitivite dediğimiz ışığa duyarlılığı artmış olan kişilerde yüzde oluşan yaygın koyu renkli lekelerdir. Bu lekeler doğuştan olmaz; kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Melazma genellikle üst dudak, yanaklar ve alın gibi güneşin direk geldiği bölgelerde gözlenir. Nadiren çene ve kollarda da oluşabilir. Melazma denilen güneş lekeleri genellikle yaz aylarında ve solaryum sonrasında artma ve koyulaşma eğilimi gösterir. Pigmentasyonun derinliğine bağlı olarak melezma yüzeysel, derin ve karışık (mixt) tip olarak üçe ayrılır. Melazma oldukça yaygın bir cilt problemidir. Özellikle de genç bayanlarda görülme oranı yüksektir. Koyu tenli kişilerde daha sık ortaya çıkar. Melazmanın kesin nedeni bilinmemektedir. Melazması bulunan hastalarımıza sadece yaz aylarında güneşten ve solaryuma girmekten kaçınmanın yeterli olmadığını kışın kar yağdığında da UV ışınlarının yansıyarak melazma lekelerini çoğalttığını belirtiyoruz. Ayrıca bilgisayarlardan ve florasan lambalarından da az oranda da olsa UV ışınları yayılmaktadır.

Berloque Dermatiti: (Parfüm lekesi) Parfüm, kolonya ve bazı kozmetiklerin içinde bulunan psoralenlerin deriye temas ettiği yerlerde güneş sonrası oluşan lekelerdir. Son yıllarda parfümlü ürünlerde benzer maddelerin bulunmamasına dikkat edildiğinden Berloque dermatiti lekelerine daha az rastlanmaktadır.

Fitofodermatit: (Bitki lekeleri) Bazı bitkilerin deriye temas ettiği yerde güneş sonrası fotoirritan ekzama (dermatit) oluşmakta ve sonucunda kahverengi lekeler ortaya çıkmaktadır. Bu lekeler sadece bitkinin temas alanlarında oluşur. Bitkilerde bulunan furokumarinler bu reaksiyondan sorumludur. Fitofotodermatite yol açan bitkilerin başında incir, kereviz, havuç, maydanoz ve limon gelir.

Güneş lekelerinin estetik bir sorun teşkil ettiğinde tedavi edilebileceğini ifade eden Dr. Hülya Güçlüer Nacar, şu önerilerde bulundu: “Lekelerin tedavisinde, hidrokinon, kojik asit, askorbik asit, soyucu nitelikteki meyve asitleri, retinoik asit gibi renk açıcı preparatlar kullanılabilir. Kimyasal peeling, lazer, IPL, dermabrazyon ve kriyoterapi uygulanabilecek diğer tedavi yöntemleridir. Dermatoloğunuz lekenizin cinsine bakarak size uygun olan tedavi seçeneğine karar vermektedir. Tedavi sonrası yeni güneş lekelerinin oluşabileceği ve güneşten ömür boyu korunmanın gerekliliği unutulmamalıdır. Güneş lekelerinin kötü huylu hale dönüşme riski çok azdır. Fakat lekeler özellikle güneş hasarlı bölgelerde oluştuğundan, lekeli alanlarda deri kanserlerinin riski artmaktadır. Böylece özellikle deri kanserleri lekeli alanların sık görüldüğü bölgelerde karşımıza çıkmaktadır. Böylece güneşten korunmak sadece leke oluşumu açısından değil deri kanserlerinin önlenmesi açısından da önemlidir.”

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Makyaj ile yüz kontürleme nasıl yapılır

Çarşamba, Ekim 19th, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Makyaj ile yüz kontürleme nasıl yapılır

Yüz kontürleme, ten renginizden bir-iki ton koyu, tercihen mat bir pudra ile yüzünüzün hatlarını ortaya çıkartıp, genellikle daha zayıf göstermek amaçlı kullanılan bir makyaj tekniğidir. Zayıf, kemikli bir yüzünüz varsa, ekstra vurguya ihtiyacınız yoksa, kontürleme tekniğini kullanmanıza gerek yoktur.

Yüz kontürleme nasıl uygulanır?

Yüz kontürleme, tercihen hafif açılı (kesik uçlu) bir allık fırçasıyla, veya düz uçlu bir pudra/yüz fırçasıyla uygulanabilir.

Rahat ettiğiniz, yüzünüzün boyutuna uygun bir fırça ile yüzünüze kemik yaratmak istediğimiz bölgelere, ten rengimizden bir-iki ton koyu bir bronzer/pudra yardımıyla çizgiler çekiyoruz. Kullandığımız ürünün mat olması çok önemli. Zira parlak bir bronzer kullanırsanız yaptığınız bu işlemi çok belli edebilirsiniz. Gizlice hile yapanlardansanız mat bir ürün kullanmanızı tavsiye ediyoruz.


Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Çikolatayla kilo vermek mümkün

Perşembe, Eylül 1st, 2011 | Kadın with Yorum Yok »

Çikolatayla kilo vermek mümkün

Araştırma sırasında, aşırı kilolu ve obez katılımcıların beslenme diyetlerin her gün biraz çikolata ve şeker eklendi. İnceleme sonunda katılımcıların 4 ayda 5 kilo verdikleri görüldü.

Çalışmayı yürüten Kathryn Piehowski, şunşarı söyledi:

“Diyet yapan kadınlar genellikle kendilerini en sevdikleri yiyeceklerden mahrum bırakmaları gerektiğini düşünürler. Oysa ki durum böyle değildir. Eğer kontrollü bir şekilde tüketilirse sevilen yiyecekler diyete zarar vermez.”

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN