‘Atatürk 10 Kasım’da ölmedi’

Perşembe, Ağustos 25th, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

'Atatürk 10 Kasım'da ölmedi'

Latife Hanım’ın kız kardeşi Vecihe İlmen’in torunu Mehmet Sadık Öke, Fatih Bayhan’la yazdığı “Teyzem Latife” adlı kitapta Atatürk’ün ölüm tarihiyle ilgili tartışmayı yeniden ateşledi.

Vatan gazetesinden İlker Akgüngör’ün haberinde dile getirilen, Öke’nin iddiasına göre Atatürk 10 Kasım’da değil 9 Kasım 1938’de ölmüştü.

Ölüm raporu ve doktorunun notları
Ancak tarihçilere göre bu imkansız. Çünkü Atatürk’ün ölüm raporunda ölüm günü ve saati gayet açık. Atatürk öldüğünde yanında bulunan doktor Mehmet Kamil Berk’in İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Müzesine bıraktığı ve 1955’te yayınlanan notlarında da ölüm raporuyla aynı bilgiler yer alıyor.

Dr. Berk notlarında “…Son koma, vefatından takriben iki gün evvel gelmeye başladı.. Ve tatbik edilen tedavilere ve daimi oksijen koklatılmasına rağmen 10 teşrini sani 1938’de saat 9’u 5 geçe teslim-i ruh eyledi. Çenesini ipek mendili ve ayak başparmaklarını bir pansuman sargıyısla bağladım” diye yazmıştı. Aynı konuda daha önce gündeme gelen bir başka iddiaya göre ise Atatürk, ölüm döşeğinde arasının o dönem bozuk olduğu İsmet İnönü’nün öldüğünü zannettiği için çocukları Ömer, Erdal ve Özden’in eğitimleri için mirasından pay bırakmıştı.

“Doktor raporları ortada”
Prof. Dr. Mehmet Saray (Atatürk Araştırma Merkezi Eski Başkanı):“Bırakın Türk hekimleri Atatürk’ün başında yabancı hekimler de vardı. Atatürk’ün hangi gün saat kaçta öldüğünü resmen ve tıbben ilan eden de onlar. Bunlar öyle duyumlarla iddia edilecek konular değil.”

“Ölümüyle ilgili bir çok belge ve rapor var”
Turgut Özakman (Tarihçi-Yazar): “Masalcılıktan başka bir şey değil. Böyle bir şey olur mu? Tutulmuş günceler, Atatürk’ü ziyaret edenlerin yazdığı defterler var. Doktorların günlük raporları ve ölüm raporu da ortada. O tarihlerde radyodan Atatürk’le ilgili günlük sağlık tebliği vermeye başlamışlardı. Biz de radyo yoktu ama komşumuzun evine gider, bu sağlık tebliğlerini dinlerdik. Bunların hepsi boş iddia.”

“İddiayı Benal Nevzat Hanım’dan duydum”
Mehmet Sadık Öke (Latife Hanım’ın yeğeni): “Babam Prof. Dr. Nevzat Öke’nin teyzesi Benal Nevzat Hanım, Atatürk’ün seçtiği ilk kadın milletvekillerinden biriydi. Bu bilginin kaynağı da Benal Nevzat Hanım. Ben bunu kendisinden dinledim. Bir günlük geç açıklamanın nedeninin Ata’nın ölümünün arkasından Cumhurbaşkanı seçimleriyle ilgili olduğu konuşulurdu. O dönem İsmet Paşa ve Celal Bayar’ı Cumhurbaşkanı olmasını isteyen iki ayrı grup olduğunu ancak Mareşal Fevzi Çakmak’ın, Bayar’a “Siz sıranızı bekleyin” dedikten sonra İsmet İnönü’nün seçildiğini anlatırlardı. Ancak her 10 Kasım’da Latife Teyzem bütün aileyi evinde toplar ve bir öğle yemeği daveti verirdi. Rakıyı sevmemesine rağmen o yemeklerde bir kadeh rakı içerdi. ” (Vatan)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Bu kez doktor hastalarını dövdü

Perşembe, Ağustos 25th, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Bu kez doktor hastalarını dövdü

Turgay İPEK

ERZURUM – Erzurum’da annesinin ilaçlarını yazdırmak için gittiği aile hekimi tarafından dövülerek hastanelik edildiğini ileri süren 34 yaşındaki Coşkun Bozkurt ve yeğeni 16 yaşındaki Emrah Çelik, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

İddiaya göre olay 22 Ağustos günü saat 15.30 sıralarında merkez Yakutiye ilçesindeki İl Sağlık Müdürlüğü karşısındaki Şerif Efendi Aile Sağlığı Merkezinde meydana geldi. Evli ve 2 çocuk babası Coşkun Bozkurt, şiddetli baş dönmesi rahatsızlığı olan 62 yaşındaki annesi Hacer Bozkurt’un raporlu ilaçlarını yazdırmak için aile hekimleri olan Ergün Gezder’in çalıştığı Filiz Dolunay Sağlık Ocağı’na gitti.

Dr. Gezder’in izinde olması nedeniyle hastalara hemen bitişiğindeki Şerif Efendi Aile Sağlığı Merkezinde görevli hekim M.T.’nin baktığını öğrenen Bozkurt, annesinin raporunu göstererek ilaç yazdırmak istedi. Ancak Dr. M.T.’nin hastayı görmeden ilaç yazamayacağını belirtmesi üzerine odadan çıkan Coşkun Bozkurt, yaklaşık 45 dakika sonra, “Doktor bey belki birine kızmıştı. Şansımı yine deneyeyim” diyerek yeğeni Emrah Çelik ile ikinci kez kapıyı çaldı.

’KAPIYI NİYE SERT ÇEKTİN’
Dr. M.T. karşısında gördüğü Bozkurt’a iddiaya göre “Sen az önce neden kapıyı sert çektin? Bana küfür mü ediyorsun?” diyerek tepki gösterdi. Odada bulunan birkaç kişinin karıştığı tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Yine iddiaya göre, eski Numune Hastanesinin yıkımında çalışan bazı işçiler de kavgaya karıştı. Aldığı darbeler ile bayılan dayı- yeğen ambulansla Palandöken Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yapılan ilk müdahalenin ardından burnu kırılan Emrah Çelik ameliyat edildi.

Erzurum’da kapalı otopark işleten Coşkun Bozkurt, doktor hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Aile hekimi Dr. M.T.’yi ayrıca İl Sağlık Müdürlüğü’ne de şikayet eden Çoşkun Bozkurt şunları söyledi:

“Aile hekimine sürekli annemin raporlu ilacını yazdırıyordum. Yine yazdırmak için yanına gittiğimde izinde olduğunu ve yerine Dr. M.T.’nin baktığını öğrendim ve odasına gittim. Doktor, hastayı görmediği için ilaç yazamayacağını söyledi. Ben de annemin yaşlı olduğunu ve yürümekte güçlük çektiğini belirterek, yazması konusunda ısrarda bulundum. Yazmayacağını söyleyince odadan çıktım, bir süre dolaştıktan sonra ’Belki doktor bey birine kızmıştı. O nedenle ilacı yazmamış olabilir. Şansımı bir daha deneyeyim’ dedim ve içeri girdim. Bursa’dan tatil için yanıma gelen yeğenim ile birlikte ikinci kez odasına girdim. Doktor, ’Sen az önce kapıyı niye sert çektin. Bana küfür mü ediyorsun?’ diyerek tepki gösterdi ve üzerime yürüdü. Odasında oturan birkaç kişi ile birlikte vurdular. Kavga ederek merkezin dışına çıktığımızda bize vuranların sayısı arttı. Bazıları ise demir çubuklarla dövdüler. Bayılmışım. Ambulansla Palandöken Devlet Hastanesi’ne kaldırmışlar. Kendime geldiğimde hastanenin acil servisinde doktorların müdahale ettiğini gördüm. Kendisinden ve bizi döven kişilerden şikayetçiyim. Hiçbir saygısızlıkta bulunmadım. Böyle aile hekimi olur mu?”

’YAŞADIĞIMA İNANAMIYORUM’
Bursa’dan tatil için geldiği Erzurum’da yediği dayaktan burnu kırılan ve 15 gün iş göremez raporu verilen Bursa Ertuğrul Gazi Lisesi 11’nci sınıf öğrencisi Emrah Çelik de “Yaşadığıma inanamıyorum. Böylesine bir olayı burun kırığı ile atlattığım için sevinçliyim. Beni ve dayımı bu hale sokanlardan şikayetçiyim” dedi.

Şerif Efendi Sağlık Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan Dr. M.T.’nin, olayın ardından bir hafta rapor aldığı bildirildi. İl Sağlık Müdürlüğü, olayla ilgili idari soruşturma başlattığını açıkladı. (dha)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Yüksek Hızlı Tren’le ilk sefer

Çarşamba, Ağustos 24th, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Yüksek Hızlı Tren'le ilk sefer

Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, çok sayıda davetli ve gazeteci de Konya’ya geldi. 

Başbakan Erdoğan, geliş yolunda bir süre YHT’yi kullandı. YHT’nin Ankara-Konya seferi yaklaşık 1,5 saat sürdü. Yolculukta, YHT’nin hızı zaman zaman saatte 255 kilometreye kadar ulaştı. Erdoğan, Konya’daki iftarın ardından hattın açılışı törenine katılacak. (AA)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Kıbrıs Çıkarması’nda kullanılan uçak batırılıyor

Çarşamba, Ağustos 24th, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Kıbrıs Çıkarması'nda kullanılan uçak batırılıyor

ANKARA- Kıbrıs Barış Harekâtı’nda kullanılan C-47 Dakota kargo uçağı eylül ayında dalış turizmi için Antalya Tekirova’da batırılıyor.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Enerji şirketi geldi, Gerze fena karıştı

Çarşamba, Ağustos 24th, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Enerji şirketi geldi, Gerze fena karıştı

İSTANBUL- Yöre halkının itirazına rağmen yapılmak istenen enerji yatırımlarıyla ilgili gerginlikler sertleşiyor. Anadolu Grubu’na bağlı Gerze Enerji’nin (GES) elemanları, Sinop’un Gerze ilçesine bağlı Yaykıl Köyü’nde termik santral kurulacak alanda sondaj yapmak için önceki gece, jandarma eşliğinde bölgeye geldiğinde beklenmedik bir tepkiyle karşılaştı.

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Tek isteği koltuk değneği

Çarşamba, Ağustos 24th, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Tek isteği koltuk değneği

600 Somalili çocuk yıkık dökük bir okul binasının bahçesinde bekliyor. Demir pencerelerdeki kurşun deliklerinin çiçek motiflerini andırdığı bu okulda eğitim devam ediyor. Bahçedeki çocuklar sırt çantası, futbol takımı forması, tokalı ayakkabı, defter, kalem gibi yardım malzemelerine bakıyor. Çünkü onların bugüne kadar ne bir sırt çantası oldu, ne de tokalı ayakkabısı…

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

İzmir’in ciğerleri yanıyor, köyler tehlikede

Çarşamba, Ağustos 24th, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

İzmir'in ciğerleri yanıyor, köyler tehlikede

Alevlerin Payamlı köyüne yaklaşık 700 metre yaklaşması üzerine köyde panik yaşandı. Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, köy sakinlerine evlerini her an boşaltmak zorunda kalabileceklerini bildirdi. Köylüler endişeli gözlerle yangını izliyor.

Seferihisar’daki yangına İzmir’in yanısıra Manisa, Aydın, Muğla, Kütahya, Afyonkarahisar ve Balıkesir’den takviye ekipler geldi. Bölgede görev yapan onlarca arazöz ile orman işçisi canla başla yangını kontrol altına almaya çalışıyor. Yangına havadan müdahale eden 9 helikopter ve 9 uçak, havanın kararmasıyla uçamaz hale geldi. Alevlere arazöz ve orman işçileri müdahale ediyor. Ürkmez’de göçmen konutları güvenlik gerekçesiyle boşaltıldı.

Payamlı Köyü Muhtarı Osman Çadır, yangın söndürme çalışmalarını endişeli gözlerle izlediklerini ve köylerinin halen tehdit altında bulunduğunu söyledi. Yangının kontrol altına alınmasını beklediklerini ifade eden Çadır, “Şu ana kadar boşaltılan ev olmadı ancak tüm köylüler olarak hazır bir şekilde bekliyoruz. Eğer boşaltın derlerse evlerimizi boşaltacağız” dedi.

Köy sakinlerinden İbrahim Şınga da, alevlerin yükseldiği Güney Dağı bölgesinde Maden Tetkik Arama (MTA) ekiplerinin sık sık sondaj çalışması yaptığını ve bunun yangına sebep olmuş olabileceğini iddia etti. Alevlerin yükselmesiyle panik yaşayan köylüler evlerine giremiyor. Köylüler, endişeli gözlerle yangın söndürme çalışmalarını izliyor. (ntvmsnbc)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Öğrencilerin ‘yükü’ hafifliyor

Salı, Ağustos 23rd, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Öğrencilerin 'yükü' hafifliyor

ANKARA – MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkan Vekili Merdan Tufan AA muhabirine, öğrencilerin çanta yükünü hafifletmek amacıyla uygulamaya konulan projeye ilişkin açıklama yaptı.

Ders programlarının yenilenmesi çerçevesinde kitapların artık “ders kitabı”, “öğrenci çalışma kitabı” ve “öğretmen kılavuz kitabı” olarak üçlü set halinde hazırlanmaya başladığını anlatan Tufan, öğrencilerin her bir ders için bir ders kitabı, bir de çalışma kitabı bulunduğunu ifade etti. Öğrencilerin, o gün hangi dersler varsa o derslerin ders kitabı ile çalışma kitabını okula getirmek zorunda kaldığını belirten Tufan, şunları kaydetti:

“Örneğin 150 sayfalık bir ders kitabı düşünün. Bu kitabın çalışma kitabı daha da kapsamlı. Öğrencinin o gün dört dersi varsa o dört dersin hem çalışma kitabını hem ders kitabını okula götürmesi gerekiyordu. Bir de defterleri eklenince çanta daha da ağırlaşıyordu.

Bunu ortadan kaldırmak için, öğrencilerin yükünü hafifletme çalışması yaptık. Ders kitabı ile çalışma kitabını birleştirdik ama birleştirdiğimiz kitabı da ikiye böldük. Yani bir dersin hem ders kitabı hem çalışma kitabı birleştirildi ve birleştirilen bu kitap eğitim öğretim yılı boyunca işlenecek konulara ve sayfa sayısına göre ortadan ikiye bölündü. İki ayrı kitap oluşturuldu. Böylece öğrenciler tüm yıl boyunca okuyacakları konuları içeren kitabın tümünü okula götürmek yerine bölünmüş ve dolayısıyla incelmiş, ağırlık olarak hafiflemiş kitabı götürecekler. Öğrenci örneğin okula 8 kitap götürmek yerine 4 kitap götürecek. Bu projeyle öğrencilerin yükü yarı yarıya hafifliyor.”

YAYGINLAŞTIRILACAK
Birleştirilmiş ve bölünmüş kitap uygulamasını geçen yıl ilköğretim 1, 2 ve 3. sınıflarda başlattıklarını, geri bildirimlerin çok olumlu olduğunu söyleyen Tufan bu yıldan itibaren ilköğretimin ilk 5 sınıfının tümünde bu projenin yürütüleceğini bildirdi. Tufan, projenin sonraki sınıflara da yaygınlaştırılmasının planlandığını, kitap yayıncılarına da bundan böyle bu şekilde uygulama yapılacağını ilettiklerini belirtti.

Tufan, gelecek eğitim öğretim yılında, birleştirilmiş ve bölünmüş kitap uygulamasının, ilköğretim Türkçe 1, 2 ve 3. sınıf; ilköğretim matematik 1-5. sınıf, ilköğretim Hayat Bilgisi 1-3. sınıf; ilköğretim Sosyal Bilgiler 4 ve 5. sınıf, ilköğretim Fen ve Teknoloji 4 ve 5. sınıf ile ilköğretim İngilizce 4 ve 5. sınıf derslerinde yapılacağını bildirdi. (aa)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Şehit binbaşının son emri 50 askerin hayatını kurtarmış

Salı, Ağustos 23rd, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Şehit binbaşının son emri 50 askerin hayatını kurtarmış

Alınan bilgilere göre, saldırıya uğrayan ilk ekibe yardıma giden Başayar, olay yerine vardığında mayın tuzağına karşı emrindeki askerlere ‘Araçtan inmeyin’ talimatı verdi. Sadece kendisi ve koruması indi. Bu sırada mayınlar patlatılınca, binbaşı ve koruması ilk şehit düşen askerler oldu. Acılı anne İnayet Başayar oğlunun kahramanlığını, “Dünya biliyor, benim dememe gerek yok. Korumasına bile, sen öbür arabaya git demiş.” sözleriyle anlatıyor. 

Zaman gazetesinden İbrahim Doğan’ın haberine göre, Binbaşı Yavuz Başayar, şehit düşmeden 32 gün önce Hakkari’ye tayin olmuştu, eşi de 15 gün önce yanına gelmişti. Bölgede göreve kısa süre önce başlamasına rağmen sorumluluk almaktan çekinmiyordu. PKK tarafından 17 Ağustos sabahı Çukurca’dan Hakkari’ye giderken saldırıya uğrayan askeri konvoya yardıma da o koştu. Başayar, 100 civarındaki askerle birlikte PKK’nın saldırdığı askeri konvoyun olduğu bölgeye gittiğinde aracından inip incelemelerde bulunmaya başladı. 

Hakkari’ye 12 kilometre mesafedeki bu noktada, diğer araçlarda bekleyen askerlerine ilk emri, “Talimatım olmadan kimse araçlarından inmeyecek.” oldu. Bu kesin talimata tüm askerler uydu. Hatta Başayar, koruması Uzman Çavuş Erhan Ar’ın da olay yerinden uzaklaşmasını istedi. Bu sırada terör örgütü PKK, bir haftaya yakın süredir yola döşediği mayınları patlattı. Başayar ve Erhan Ar’ın ardından diğer şehitler de bombanın ilk patladığı esnada geldi. 6 asker mayına dayanıklı olmayan BTR adlı personel taşıyıcının içinde can verdi. Toplam 8 asker şehit düştü. PKK, konvoya roket ve Kalaşnikoflarla da saldırdı, ancak sonuç alamadı. 

KAYIP ÇOK DAHA FAZLA OLABİLİRDİ
Bu saldırıda eğer askerler araçlarından inseydi şehit sayısının 50′yi bulabileceği tahmin ediliyor. Telsizle patlatılan mayınlar PKK’nın beklediği kadar etkili olmadı. Araçlar zarar görürken, büyük bir facianın da eşiğinden binbaşının basiretli talimatıyla dönüldü. Bölgede acil müdahale edilmesi gereken bir olay olduğunda, askeri birlikler hemen intikal ediyor. Normalde yolda mayın taraması yapılırken, teröristlerin kıstırılması için tarama yapılmadı. Askeri birlik olay yerine, Rus yapımı tekerlekli askeri personel taşıyıcı araç olan BTR’ler ile gitti. Bu araçlar, mayınlara karşı etkili olamıyor. Eğer BTR yerine mayına dayanıklı Kirpiler kullanılsaydı, araçlardaki 6 asker büyük ihtimalle şehit düşmeyecekti. Sadece kara birliklerinin elinde olan Kirpilere ve yer kobralarına jandarma ve polis sahip değil. Bu araçlarla Kandil’e kadar gidilebileceği belirtiliyor. Hakkari’de şu anda kullanılan ancak yetersiz kalan Kirpilerin sayısının artırılması gerekiyor.

Tahminen 700 civarında PKK’lının bulunduğu Hakkari il sınırlarında nisan ayından sonra yapılan saldırıları, Fehman Hüseyin’e bağlı Cudi (Rüstem Cudi olarak da anılıyor), Murat, Umut, Berhudan, Ziyabent, Anduk ve Hebat kod adlı teröristler gerçekleştiriyor. Bu grubun sorumluluğunu ise Hebat kod adlı Şakir Bulut isimli terörist yürütüyor. Binbaşı Yavuz Başayar’ın şehit düştüğü saldırıda mayını Berhudan kod adlı Batmanlı teröristin döşediği tahmin ediliyor. 17 Ağustos’ta 10 kişilik bir PKK’lı grup çalışırken, saldırının yapıldığı esnada 3-4 terörist bombayı patlattı. (Zaman)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

F klavyeye geçene 50 TL

Salı, Ağustos 23rd, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

F klavyeye geçene 50 TL

Aynı zamanda Dil ve Edebiyat Derneği Başkanı olan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem’in, bilgisayarlarda Türkçe’ye daha uygun olan “F klavye” kullanılmasını özendirme girişimleri, uygulamaya geçiyor. Erdem’in girişimleriyle ‘FATİH Projesi’ kapsamında okullarda dağıtılacak olan bilgisayarlara “F klavye” şartı getirildi. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Microsoft, Apple, Cisco ve Intel gibi dev yazılım şirketleriyle geçen hafta ABD’de yaptığı “tablet PC” görüşmelerine dair olarak Bakanlar Kurulu’na bilgi verdi. Ankara’da bir ilköğretim okulunda pilot olarak başlayacak olan elektronik kitaplı eğitim uygulaması, gelecek dönem, tüm okullarda yaygınlaştırılacak.

F’YE GEÇENE 50 TL EK ÖDEME
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, “Bu işin peşini bırakmayacağım. Q klavye Türkçe’ye ters, Q klavye ile yazmak daha zor. F klavyede ise Türkçe’de çok kullanılan harfler hemen parmaklarımızın altında. F klavye ile yazı akıp gidiyor. İlk etapta, bilgisayarla henüz tanışan çocuklarımıza yoğunlaşacağız” dedi. Bu arada AK Parti genel merkezinde de parti personeline gönüllülük esasına dayalı olarak F klavye yazım kursu açıldı. 60 saatlik kurs sonunda Q klavyeden F klavyeye geçen personele aylık 50 TL ek ödeme yapılıyor.(HABERTÜRK)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Mumcu’nun bombacısının ilk fotoğrafı

Salı, Ağustos 23rd, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Mumcu'nun bombacısının ilk fotoğrafı

Gazeteci – yazar Adnan Gerger, Umut Operasyonu sürecini, “Uğur Mumcu’yu Kim Öldürdü?” adıyla kitaplaştırdı. Uzun süredir sürdürdüğü çalışmayı bitiren Gerger, İmge Kitabevi’nden bugün yayınlacak olan Umut Operasyonu sürecinde neler yaşandığını, operasyonun nasıl yapıldığını ve operasyon dosyasında yer alan belge ve bilgileri açıklıyor. Adnan Gerger, “Bu kitap bir yargıyı ileri sürmüyor. Umut Operasyonu sürecinde yaşananları gözler önüne serdim” dedi.

24 Ocak 1993’te aracına konulan bomba sonucu katledilen gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun tetikçilerinin bir kısmı yakalandı. Operasyon kapsamında Ferhan Özmen, Necdet Yüksel, Selçuk Şanlı, Yusuf Karakuş, Muzaffer Dağdeviren, Abdülhamit Çelik, Fatih Aydın, Hasan Kılıç ve Mehmet Şahin gibi isimler yakalanıp yargılamaları yapılsa da olayın arkasında kimlerin yer aldığı aydınlatılamadı. Davanın kilit isimlerinden “Cihan” kod adlı Oğuz Demir ise olayın üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen halen yakalanamadı. Adnan Gerger, Uğur Mumcu, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok’un öldürülmesinin de aralarında yer aldığı çok sayıda olayı kapsayan “Umut Operasyonu” ile ilgili davaya ilişkin ayrıntıları yazdı ve Vatan’ın sorularını yanıtladı:

HİZBULLAH OPERASYONU TETİKLEDİ Türkiye’nin siyasi ve toplumsal yaşam biçimini değiştirmeyi hedefleyen bu cinayetler, başta Uğur Mumcu olmak üzere Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı suikastlarıydı. Aynı zincirin halkası olarak yabancı uyruklu kişilere de yönelik bombalı ya da silahlı eylemler yapıldı. Bu eylemlerin de failleri bir türlü yakalanamıyordu. 2000 yılındaki Hizbullah baskınları yeni bir dönemi başlatıyor. Umut Operasyonunu tetikleyen hiç şüphe yok ki, Hizbullah’a yönelik operasyon oldu. 5 Mayıs 2000’de düğmeye basıldı.

SANIKLAR İRAN’LA BAĞLANTILI Hizbullah Operasyonunda gözaltına alınan “Dede” kod isimli Yusuf Karakuş, Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu’nun eylemine katıldığını itiraf edince 7 Mayıs 2000 günü Ankara’ya getirilerek sorgulamalarına başlandı. Umut Operasyonu sırasında ve sonraki adli süreçte, tüm kararlarda sanıkların İran’da gizli servis “Savama” tarafından eğitildikleri ve İran rejimini getirmek için mücadele ettikleri iddiası yer aldı. Ama o dönem, kamuoyuna bu verilerin resmi makamlarca ifade edilmesinin perde arkası yansımadı. Devletin resmi makamların elinde sanıkların İran’la bağlantılarını kanıtlayan veriler vardı. Operasyon sırasında elde edilen verilerde sanıkların İran’la bağlantıları su götürmez şekilde gözler önüne seriliyordu. Örnek vermek gerekirse yapılan teknik çalışmalarda “Cihan” kod adlı davanın kilit isimlerinden olan ve 18 yıldır yakalanamayan Oğuz Demir’e ait “0 535 73344…” cep telefonundan “009891123081Ö” nolu İran Askeri İstihbaratı Kudüs Ordusu merkezine ait İran telefonlarına ulaşılıyor. Bu numaraların teknik takiplerine başlanılıyor ve sanıkların kaçmaya çalıştıkları belirleniyor.

LALE SÖZCÜĞÜ KİLİT OLDU Polis, ankesörlü telefonlardan yapılan şifreleri konuşmalardan örgüt üyelerinin Sincan’da buluşma yapacağını, konuşmalarda geçen ‘lale’ sözcüğünden tahmin ediyor. Çünkü o gün Sincan’da Lale Festivali varmış.

MAYIS 2000’DE YAKALANIYORDU Katil Oğuz Demir’i kullandığı cep telefonundan 14 Mayıs 2000 tarihinde davanın kilit isimlerinden Necdet Yüksel aramış ve Sincan PTT Binası önünde buluşmak istiyor. Buluşma yerinde Oğuz Demir’in kullandığı hareket halindeki “34 YM 4140” plakalı Broadway marka oto hızla yaklaştı. PTT’nin önünde duran ve sırtında bir çanta olan bir adam aniden fırladı ve hareket halinde olan arabaya binmek istedi.

ÜÇ POLİS YARALANDI Polislerden biri arabaya binmek isteyen Yüksel’in beline sarıldı ama ne olduğunu anlayamadan kendisini bir metre uzakta yerde buldu. Diğer istihbaratçı polislerin bazıları adamın sıkıca sarılarak arabaya binmesini engellerken diğer sivil polisler de arabanın önüne atlayıp arabayı durdurmaya çalıştılar. Ancak araba hiç durmadı. Üç sivil polisi yaraladı, tren hattının karşısına son anda geçti. Tam o sırada bir tren de geliyormuş. Araba belki on saniye daha geç kalsaydı, tren arabayı önüne katacaktı, ancak tren arabanın gözden kaybolmasına neden oldu.

ARACI TERK ETTİ Oğuz Demir’in kullandığı araç terk edilmiş halde çok kısa süre içerisinde bulundu. Polis, son buluşma yerini saniyeyle tespit etmemiş olsaydı, belki de Umut operasyonundan böyle sonuç alınmayacaktı. Yakalanan Yüksel’in üzerinden çıkan krokilerle Sincan’da saklanmış silah ve bombalara ulaşıldı ve operasyon yeni bir boyut kazandı.

SIRRA KADEM BASTI Kudüs Ordusu örgütü liderlerinden Oğuz Demir’in önce İran’a kaçtığı sonra da Hollanda’da olduğu, bir Türk kamyoncunun telefon kaydıyla yeri tespit edildiği ve sonradan izini kaybettirdiği de biliniyor. Örgütün beyinlerinden biri olarak aranan Oğuz Demir, Mumcu, Kışlalı ve Aksoy olmak üzere birçok kişiye yönelik olarak gerçekleştirilen ve uzun bir süre faili meçhul olarak kalan öldürme eylemlerine bizzat iştirak eden bir isim. Demir, o tarihten sonra sırra kadem bastı. Demir, bomba yapımında uzmandı. Çünkü yüksek kimya eğitimi almıştı, mühendisti.

KUDÜS ORDUSU POLİS KAYITLARINDA Yüksel yakalanınca operasyonda gözaltına alınan zanlılardan Hasan Kılıç, daha önce sorgusunda söylemediği şeyleri söylemeye başladı ve pişmanlığını ağlayarak gösterdi. Kılıç, İran bağlantılı olarak Tevhid-Selam Grubu içerisinden ayrılarak “Kudüs Ordusu” ismiyle yeni yapılanmaya gidildiğini söyledi. Kudüs Ordusu, böylelikle ilk kez polis kayıtlarına girdi. (Vatan)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN

Mahallelinin oyun parkı nöbeti

Salı, Ağustos 23rd, 2011 | Türkiye with Yorum Yok »

Mahallelinin oyun parkı nöbeti

Yeşilpınar Mahallesi Girne Caddesi’nde bulunan Yağlıdere Parkı’nın Eyüp Belediyesi tarafından yıkılarak bir spor kulübüne tahsis edileceğini öğrenen vatandaşlar, evlerinden getirdikleri kilim ve battaniyelerle parkın içinde oturarak sabahladı. Parkın giriş kapısına “Kararlı olalım. Parkımıza ve çocuklarımıza sahip çıkalım” yazılı pankart asan vatandaşlar, parkın girişini de tahta ve ağaç parçalarıyla kapattı. 

Parkın çevredeki tek büyük park olduğunu belirten vatandaşlar, yıkıma engel olabilmek için parktan ayrılmayacaklarını dile getirdi. Park nöbeti tutan vatandaşlardan Adem Yavuz, parkın 2004 yılında ‘Herkesin bir parkı olsun’ kampanyası çerçevesinde Yeşilpınar halkının isteğiyle yapıldığını belirterek, “Burası halkın parkı ve bu yüzden buranın yok olmasını istemiyoruz. Bu parkı yıkacaklarını öğrendik. Kimsenin buna hakkı yok. Yıkılmaması için sabaha kadar hepimiz parkın içinde nöbet tutuyoruz” dedi. (AA)

Devamını Oku »

BEĞENDİYSEN ARKADAŞLARINLA PAYLAŞABİLİRSİN